 .  
MEHMET RIZA


     

         ,   , ,     .        , ,    ,          .

                  .  ,   ,   ,       .               .

       ,        .

.     ,     ,   . , , ,           .





MEHMET RIZA

 .  





B?l?m 1




Unutusun Sifresi



Devasa binalarin her yeri kapladigi, adeta yabani ot gibi biten bir sehirde, bahar aksami g?ky?z?n? kaplayan agir bulutlarla kararmisti. Aksam trafigi bogucuydu. Kapi zilini ?almadan ?nce Nil?fer, caddede s?r?nerek ilerleyen sonsuz ara? kuyruguna bir kez daha bakti. Bu ?irkin insan ve bina yigini i?inde, kimseye anlatamadigi aciyi haykirmak istedi. G?zyaslarini koluyla sildi. D?s?nceler Nil?fer'i i?ten i?e kemiriyordu. ?zg?r ruhlu dogasi k?seye sikistirilmisti. Titreyen parmaklariyla tekrar kapi zilini aradi. Ve yine, i?indeki h?z?nl? bir ses onu durdurdu; eli yari yolda kaldi. O anda, ge?misine dair t?m korkular bir kasirga gibi zihnini kasip kavurdu... Ve yasadigi her seyi, ailesini unutma umutlari ne kadar parampar?a olursa, babasinin g?r?nt?s? o kadar netlesti... Kendini neredeyse bir Yahuda gibi hissetti, sanki ailesinden miras aldigi degerler d?nyasina ihanet etmis gibiydi. Daha ?nce de benzer bir korku yasamisti: konservatuvar yillarinda, babasinin onu reddettigini ?grendiginde.

Simdi ge?mis, donmus bir kare gibi g?zlerinin ?n?nde duruyordu. Tasra kasabasindaki kasvetli hayatini terk ettiginden beri sanssizdi. Yedi yil ?nce, babasi konservatuarda okumasina karsi ?iktigi i?in evden ka?misti. Ve o yedi yil boyunca hayatini m?zikle birlestirmeyi ?zlemisti. G?zel bir sesi vardi. ?ocukken bile, renksiz kasabada sarkilarla hayatini aydinlatmayi ?grenmisti. B?y?d?k?e ger?ek bir g?zellige b?r?nd? ve melodik sesi her zaman gen? erkeklerin dikkatini ?ekti. Kadinligi uzun zamandir bitmek bilmeyen ev islerine indirgenmis olan annesi, kizinin m?zik okumak istedigini babasina s?ylediginde, babasi ona sarki s?ylemeyi yasakladi. Nil?fer'in d?nyasi yikildi; sanki g?nes dogmayi birakmisti. Kararini verdiginde on yedi yasindaydi. Gizlice konservatuvar giris sinavini ge?erek evden ka?ti. M?ziksiz bir gelecek ona imkansiz g?r?n?yordu.

Nil?fer, binanin ?n?nde dolastiktan sonra ?i?ek tarhlariyla ?evrili bir banka oturdu. Ge?misle olan son baglarini koparmak istercesine kapi zilini ?almak istiyordu. Ancak ?eliskilerin y?k? ?ocuklugundan beri pesini birakmamis ve simdi yine onu yari yolda durmaya zorlamisti. Buraya gelirken, ge?mis hayatindan kurtulmaya, ardindaki t?m k?pr?leri yakmaya kararliydi. Yalniz ve kaybolmus bir halde, g?zlerini karanlik g?ky?z?ne kaldirdi. Sonra deniz kabugu seklinde ultra modern binaya d?nd?. Onu buraya getiren ger?egi kabullenmeye ?alisti.

Konservatuvardan mezun olduktan sonra, Desdemona, Bolena, Leonora ve Lady Macbeth rollerini zahmetsizce, sanki oyun oynarcasina s?yleyebiliyor, orkestra y?kseldiginde veya fortissimo ?aldiginda bile orkestrayi kolayca bastirabiliyordu. Dramatik bir tiniya ve essiz bir seffafliga sahip esnek bir sesi vardi. Yetenekli oldugunu biliyordu ve bu ona hayal kurma imkani veriyordu: Iste oradaydi, muhtesem akustige sahip Metropolitan Opera sahnesinde sarki s?yleyen bir T?rk incisi, sesi New York sehrinin Bronx'undan Staten Island'ina kadar yankilaniyordu. Ya da Thomas Ad?s'in operalarindaki en karmasik koloratura rollerinin stratosferik notalarini d?nyaya nasil g?sterdigini... Ama opera giris sinavlarinda hayal kirikligi onu bekliyordu: Saf yetenegi, kabul komitesi karsisinda g??s?z kaldi.

Parasiz kalan Nil?fer, barlarda sahne almaya basladi. Saf sesiyle, klasik caz ve tangodan halk m?zigine ve fadoya kadar her seyi seslendirerek ,[1 - ? (.  fado) -   (  ) ] siradan m?sterileri hizla m?davimlere d?n?st?rd?, ancak her seferinde kibar bir bahaneyle geri ?evrildi. Neden hi?bir yerde is bulamiyordu? Nil?fer anlamiyordu. Soguktan titrer gibi ?rperdi. Elini cebine atti ve parmaklari ?zerinde bir adres yazili bir kagit par?asina takildi. Sanki bir sisin i?indeymis gibi okumaya basladi. Evet, o adres. Nil?fer karanlikta parlayan binaya uzun uzun bakti ve o anda rastgele bir yoldan ge?en kisinin saygisiz bakislarini hissetti. Biraz utanarak dizlerini paltosunun etegiyle ?rtt?. ?iselemeye baslayinca teredd?tle kaldirimda y?r?meye basladi. ?n?nden akan hayat akisi, tuhaf ve ?ilgin bir tiyatro g?sterisine benziyordu. Insanlarin kasvetli y?zleri, hayatlarinin t?m agirligini yansitiyor gibiydi. Nil?fer, bos g?zlerle yoldan ge?enleri izlerken, zihninde ge?misin aci dolu sayfalarini karistirmaya devam etti.

Mezuniyetinden kisa bir s?re ?nce orkestra sefligi b?l?m?nden gelen igren? bir teklifi reddettiginden beri sanssizlik pesini birakmamisti. ?? yil boyunca bulabildigi her iste ?alismis, inanilmaz bir ?aba sarf etmisti, ancak ailesinin destegi olmadan isler zordu. Kalbi, aklinin ?oktan kabul ettigi seye son ana kadar direndi, ama sonunda kirilan gururu onu buraya getirdi. Erkek arkadasina hi?bir sey s?ylemedi ve evde hazirlandi. Parlak safir bir elbise giydi, sa?larini sekillendirdi ve birdenbire, r?zgarin tasidigi bir t?y gibi oradaydi. Kapi zilini ?alarsa, opera d?nyasinin kapilari ?n?nde a?ilacakti. Ve belki de bu, hayalini kurdugu s?hrete dogru atilan ilk adim olacakti. Ama yarin sabah, babasi yasinda bir ?gretmenin kollarinda uyanmak ve kendi yataginda kariyer firsati bulmak nasil bir sey olurdu?

Durumunu her a?idan degerlendirdi ve opera sarkicisi olamayabilecegi d?s?ncesi onu tekrar tekrar acitti. Kaderin onun i?in hazirladigi seyden daha fazlasina layik oldugunu d?s?n?yordu. Istemsizce deniz kabugu seklindeki binadan uzaklastigini fark ettiginde, kaderin ona verdigi tek sansi bosa harcadigini anlayarak adimlarini yavaslatti. D?s?nceleri tamamen karismisti. Artik kornalari duymuyor, insanlarin y?zlerini g?rm?yordu. Ge?misinin, bos hayatinin intikamini almali ve ondan alinanlari geri almaliydi. Kendinden tiksinerek geri d?nd?, binaya yaklasti ve baska hi?bir sey d?s?nmemeye ?alisarak kapi zilini ?aldi. Sanki biri onu bekliyormus gibi beklenmedik derecede dost?a bir ses duydu: "Asans?r kodu 9-7-3-1-1." Konusan kisi, elbette, onu kamerada g?rm?st?. Nil?fer'in aklindan kisa bir s?religine fikrini degistirme d?s?ncesi ge?se de, bunu hemen reddetti. A?ilan kapilardan i?eri adim attiginda, kendini garip bir odada buldu. Duvarlar ve tavan tamamen aynalarla kapliydi; i?eride kapi veya merdiven yoktu. Arkasindan kapanan kapidan baska hi?bir sey yoktubir asans?rdeydi. Iki kamera isigi aynali duvarlardan birine yansiyordu. Nil?fer ge?misten parlak, sicak bir aniya ?ok ihtiya? duyuyordu. Annesine duydugu ?zlem, kiz kardesine duydugu sevgi... Ama sonra babasinin g?r?nt?s? zihninde belirdi ve bogazi d?g?mlendi. "Hayir!" diye hiriltili bir sekilde nefes verdi. Memleketine d?nemezdi; yenilgiyi kabul etmisti. D?gmeleri neredeyse kiracak kadar ?ilgincasina sifreyi girmeye basladi. 9-7-3-1-1. Asans?r hareket ettigi andan itibaren gece basladi, hayallerine yeni bir hayat nefesi verdi. Asans?r onu yukari dogru kaldirdi.

Uzun birka? saniye ge?ti ve sonra kapilar a?ildi. Kendini insanlarla dolu, los bir odada buldu. Dikkatlice karanliga bakti. Sahneye spot isiklari yerlestirilmisti; isik ve g?lge arasinda, yari ?iplak bir erkek ve bir kadin dans ediyordu ve onlari bale dans?ilari sandi. Bir avciyi koklayan bir hayvanin temkinliligiyle ?ne dogru bir adim atti. Ama sonra kimsenin umursamadigini fark etti ve bakislari rahatladi. "Cennet Agliyor" sarkisi hafif?e ?aliyordu. Sarkiyi biliyordu, uzun zamandir bilinen bir blues klasigiydi. Gitar[2 -       The Sky Is Crying] sololari teknik olarak basit olsa da, her zaman s?zlerinden daha derinden ruhuna dokunuyordu. Melodi onda bir t?r i? karartici h?z?n uyandiriyordu. Oturdugu yerde kalarak etrafina bakindi, tanidigi biri olup olmadigini anlamaya ?alisti.

"G?ky?z? agliyor. G?ky?z? agliyor. G?zyaslari sokaklardan asagi akiyor. Bebegimi ariyorum. Nerede olabilir ki ?

Arkasindan biri mirildanmaya basladi ve ensesinde bir nefes hissetti. D?nd?. Eski sinif arkadasi Alper ile y?z y?ze geldi. Ona duydugu ?fke ve utan? arasinda kalmis, ne yapacagini bilemiyordu. Bakislari meraki ele veriyordu; Nil?fer'i burada, bu evde g?rmek onu a?ik?a sasirtmisti. Sessizlik uzadik?a, Nil?fer a?iklamaya karar verdi: "?gretmen Tezcan beni davet etti." Alper sinsi bir g?l?msemeyle basini salladi. Ona sorular yagdirdi. Cevap vermemeye ?alisan Nil?fer, sahnenin etrafindaki insanlara bakti. Zaman zaman kahkahalar y?kseliyor, m?zik erkeklerin bastan ?ikarici s?zlerini ve kadinlarin uyusuk bakislarini bastiriyordu. Bazilari karanlik k?selerde, yakici bir arzuyla ?p?s?yordu.

Alper, biraz uzaktaki bos sandalyeleri isaret etti. Nil?fer, kisa bir teredd?tten sonra, onun nazik israrina boyun egdi. Ancak, arkasina yaslanmadan, sanki bir anligina oturuyormus gibi sandalyeye oturdu. S?rekli yeni konusma konulari bulan Alper'i dinlemekten ka?inmak i?in, los odayi dikkatlice incelemeye basladi. Iki parlak renkli bitkistraelitziagri tonlarin hakim oldugu retro i? mekana ferahlik katiyordu. Tablolar, ahsabi taklit eden m?kemmel cilali fayanslar ve daginik heykellerher sey dikkat ?ekiyordu. Nil?fer daha ?nce hi? bu kadar l?ks g?rmemisti. Renkli g?lgeler oyununda heykeller sessiz misafirler gibi g?r?n?yordu. ?zellikle bir heykel dikkatini ?ekti: ?n?nde diz ??km?s bir adami sa?indan yakalayan, diger elinde kili?la basini kesen bir kadin. Alper, Nil?fer'in heykele baktigini fark edince, ona Judith ve Holofernes'in hikayesini anlatmaya basladi. Dul bir Yahudi kadini olan Judith, halkini Asurlulardan kurtarmak isteyerek Kral Holofernes'i bastan ?ikardi ve sonra ?ld?rd?.

"B?t?n bunlari nereden biliyorsunuz?"

"Bir g?n, ?gretmen Tezjan Litvanyali kiz arkadasini buraya getirdi ve kiz, isimlerinin benzerliginden dolayi olay ?ikardi. Adi Judita'ydi ve bu bir sekilde onda kiskan?lik uyandirdi. Adinin kasten anildigini iddia etti ve uzun s?re heykele k?fretti ve bagirdi. Tam bir trajikomediydi!"

Salondaki sesler kesilir kesilmez Alper kahkaha atmaya basladi ve t?m g?zler ona ?evrildi. Nil?fer nefesini tuttu, sanki bir heykele d?n?sm?s gibiydi. Bu yogun bakislar altinda nasil tepki verecegini bilemiyordu. Simdi ne olacakti? Neyse ki piyano tekrar ?almaya basladi ve Nil?fer rahatladi. Tamamen rahatlamak ?zereyken, karanlikta yavas?a kendisine yaklasan bir g?lge fark etti. Isik fig?r?n arkasindan vuruyordu, bu y?zden y?z?n? g?remiyordu. Bakislari, boslukta iki kugu gibi s?z?len beyaz eldivenlere kilitlenmisti. Karanliktaki adam ellerini ona dogru uzattiginda, Nil?fer ?nce parf?m?n?n kokusunu aldi. Ve o anda, o kokuyla uyanan uzun zamandir i?inde sakli bir korku yeniden canlandi. ?ekingen bir teredd?tle, Tezcan Aykol'un uzattigi eli tuttu ve donuk bakislariyla onu spot isiklariyla aydinlatilmis sahneye dogru takip etti. Uzun ve kalin altin sarisi sa?larinin dalgalari altinda, Nil?fer'in g?gs? heyecanla inip kalkiyordu.

Piyanist, Chopin'in genis arpejlerle dolu et?d?n? olagan?st? bir tutkuyla ?alarken parmaklari donup kaldi. Ates ?ukurundan y?kselen alevler, heykeller ve resimler ?zerinde karmasik bir sekilde i? i?e ge?mis g?lgeler ve sekiller olusturuyordu. Lazer isigi, sarhos bir dansla Nil?fer'in basini d?nd?r?yor, alevlerin kizil yansimalari onu bir g?nes tanri?asina d?n?st?r?yordu. Kendisine y?neltilen bakislardan utanarak basini ?gretmeninin omzuna yasladi. Ve o anda garip bir huzur hissetti. T?m isiklar aniden ayni anda parladiginda, kursuni gri g?zlerini istemsizce kisti. Y?z?nde saskinlik vardi.

Tezcan Aykol, orada bulunanlari ?ekingen bir sekilde basini sallayarak selamlarken, Nil?fer konservatuvar ?gretmenlerini ve birka? opera sarkicisini tanidi. Aralarinda opera se?me komitesinin baskanligini yapan vokal ko?u Julide de vardi. Onun sert kisiligi Nil?fer'i her zaman g?vensiz hissettirmisti. G?zleri bulustugunda Nil?fer'in kalbi hizla ?arpmaya basladi. G?gs?n? sikistiran endiseyi atmaya ?alisarak bakislarini ka?irdi. O, bu karmasik duygulariyla bogusurken, Tezcan Aykol'un buyurgan sesi salonda yankilandi.

"Nil?fer Bing?l eski ?grencimdir, l?tfen onu sevin ve deger verin. Yetenegi daha ?grenim hayatindayken bile dikkatimi ?ekmisti. Konservatuvardan mezun olduktan sonra benim g?zetimim altinda ?alismalarina devam etti ve Avrupa'da aranan bir soprano oldu, en ?nemli rolleri seslendirdi. Sahneye yakisir g?zelligi ve ilk bakista insani b?y?leyen g?zleriyle..."

Nil?fer'in i?i ??kt?; artik savunmasizdi. Sakinligini korumak i?in salonu tekrar dikkatlice incelemeye basladi. Sehrin isiklari, terasi salondan ayiran y?ksek kemerli pencerelerden i?eri s?z?l?yordu. Sanki bu ev, i?inde bir zamanlar ger?eklesmis t?m olaylarin kanitlarini barindiriyordu. Simdi isiklar ?ilginca yanip s?n?yordu. Kirmizi, mor ve sari lazerler duvarlardan tavana dogru firliyor, zeminde s?z?l?yor ve insanlarin y?zlerini oksayarak s?rekli bir hareket hissi yaratiyordu. Sese duyarli lambalar bir sonraki s?zleri beklerken donup kalmisti, Nil?fer'in kalbi ?ilginca ?arpiyordu. Artik hi?bir sey duymuyordu. Etrafinda ne isik ne de karanlik vardi; baska bir sey, daha b?y?k bir sey vardi. Bu yeni b?y?l? pariltida, antika esyalar ayni anda hem rahatsiz edici hem de yatistirici bir izlenim yaratiyordu.

Dudaklarinin kenarinda donmus bir g?l?msemeyle Tezcan Aykol, Nil?fer'e bakti ve Nil?fer ?rperdi. Oda artik tamamen sessizdi, sadece s?minenin rahatlatici ?itirtisi duyuluyordu. Ger?ek bir Italya hayrani olan Tezcan Aykol, evinin tasariminda, malzeme se?iminden tasarim ?izgilerine kadar hi?bir masraftan ka?inmamisti. Rafine, sofistike bir l?ks i?in ?abaladi ve asiriya olan sevgisini dogal, rahat bir tarzin altinda gizlemeyi basardi. Oturma odasindaki sig havuzdan sular, bir dere gibi terastaki havuza akiyordu. Isigin yogunlugu, buraya gelen herkesin limbik sistemini uyarmak i?in tam olarak ayarlanmis gibiydi. Alt havuzun y?zeyi yildizli g?ky?z?n? yansitiyor, yilin herhangi bir zamaninda burada y?z?lebilecegi izlenimini yaratiyordu. Los isiklandirma, Nil?fer'in cazibesini vurguluyordu: s?t beyazi omuzlari, altin sarisi dalgali sa?lari, elbisesinin parlak mavi askilarinin ?zerinden d?k?l?yordu. G?zelligi, sasirtici bir sekilde ?ekicilik ve masumiyetin birlesimiydi: iri g?zler, dolgun kirmizi dudaklar, belirgin bir ?ene ve hafif?e kalkik bir burun. S?phesiz herkesin dikkatini ?ekiyordu.

Tezcan Aykol, koyu kursuni maviden a?ik, puslu bir tona kadar degisen gri g?zlerinden ?ok etkilendigini gizlemedi. Ona g?re Nil?fer'in g?zleri, soguk bir firtina gibi insanin ruhunun derinliklerine isleyen t?rdendi. ?fkelendiginde mavi kivilcimlarla, sevin?te ise yesile b?r?nerek izleyenlerde vahsi, boyun egmez bir g?? hissi uyandiriyordu. ?gretmene g?re, olagan?st? g?zelliginin sirri tam olarak g?zlerindeydi. Tezcan Aykol sessiz kaldi ve sessizligi kelimelerden daha agir basiyordu; varligi odayi adeta ele ge?irmis, herkesin Nil?fer'e hayran kalmasini, t?m g?zlerin onun g?zlerine ?evrilmesini istiyordu. Istedigi etkiyi yarattigindan emin olduktan sonra bogazini temizledi, ciddi bir ifade takindi ve konuyu degistirdi.

"?n?m?zdeki g?nlerin gergin ge?ecegini hepimiz biliyoruz. Cumhurbaskani Tarik Ziya ve gelenek?i partisi sanati asagiliyor, sanat?ilari yabanci olarak damgaliyor; bizi havasiz ve isiksiz, sert bir gelecek bekliyor. Bu durum ger?ekten korkutucu. Bu ?lkede on bir yil opera genel m?d?rl?g? yapmis biri olarak, hayatim boyunca bu dar g?r?sl? zihinlerle, adeta bir aga dolanmis gibi m?cadele ettim. Aralarinda bulunarak onlara karsi sesimi y?kselttim... Bu duyguyu tarif etmek zor; insanin kendini a?iga vurmadan yasamasini gerektiriyor. G?rev yillarimda, bundan bahsetmek bile ?ok tehlikeliydi. G?n?m?z politikacilari yapay olarak yaratilan acilara bayiliyor; bu onlara kitlelerin alkisini kazandiriyor, ancak sanat?ilardan da aptal se?menlerden oldugu kadar nefret ediyorlar."

Konuklar, onaylarini ifade etmek isteyerek uzun s?re alkisladilar.

"Sanat, fikir ve tutkunun birlesimidir. Bu nedenle hosg?r?s?zl?k ortaya ?ikar: Fikirler kendi baslarina zararsizdir, ancak sahneye tasindiklarinda histeriye benzer bir hal alirlar. Dolayisiyla, t?m modern fikirler ?arpitilir ve yok edilir. Bu konuda saatlerce konusabilirsiniz, ama hi?bir sey degismeyecektir."

Ardindan Nil?fer'e d?nerek ve hayran bakislarini gizlemeden, ?vg? dolu konusmasina devam etti:

"Nil?fer, operamizda yeni bir d?nemi baslatacak y?kselen bir yildiz. O kadar g?zel ki, asil durusu sahneyi aydinlatabiliyor ve yetenegini ?ok daha y?ksek bir seviyeye tasima potansiyeline sahip; muhtesem bir soprano."

Nil?fer duyduklarindan dolayi bembeyaz kesilmis bir halde sahnede donakaldi. Tezcan'a bakti, bakislari "Yeter artik yalan!" der gibiydi. ?gretmeninin s?zleri ne kadar akil almaz olsa da, o kadar inandirici bir sekilde s?ylemisti ki herkes ona inanmaya hazirdi. Nil?fer'in bakislari adeta susmasini yalvariyordu. Ger?egin ortaya ?iktiginda, t?m bu insanlarin g?z?nde alay konusu olacagindan emindi. Neyse ki, Tezcan Aykol, sanki onun sikintisini hissetmis gibi, konusmasini uzatmadi.

"Ona sekizinci b?l?m kapsaminda yer teklif etmeme ragmen, Nil?fer d?zenli olarak sinava girmekte israr etti. B?ylesine d?r?st ve kendine g?venen bir sanat?iya hayranim."

B?t?n salon alkisladi ve Nil?fer, tahtaya tutturulmus bir kagit par?asi kadar ?nemsiz hissetti. Artik ne yaparsa yapsin, herkes ondan daha fazlasini bekleyecekti. Yetenegi olup olmamasi ?nemli degildi. Bundan sonra, ?zerine y?klenen y?k? tasimak onun g?reviydi. Ama emindi ki, bir g?n tahtadan igne ?ekilecek ve etrafindakilerin ayaklarinin dibine d?secekti. Piyano tekrar ?almaya basladiginda, Nil?fer sessizce dua etti: "Keske biri beni kurtarsa!" Salonda Nil?fer'in yetenegini o anda test etmek isteyenler vardi, ancak Tezcan, sinavdan ?nce sesini zorlamamasi gerektigini s?yleyerek onlari vazge?irdi. Sonra kayitsizca ayrildi ve masalardan birine oturdu, sanki bir dakika ?nce ?vg?ler yagdirdigi Nil?fer onun i?in hi? ?nemli degilmis gibi. Nil?fer, bir?ok insanin dikkatli bakislari altinda yalniz kaldi. Sorularina nasil cevap verecegini bilmiyordu. Alper kolundan tutup onu sahneden indirdiginde, kadin rahat bir nefes aldi.

"Neydi o?"

Kafasi karismisti. Bir yandan ?gretmen Tezcan'in bunu neden yaptigini anlamaya ?alisiyordu, diger yandan kalabaligin yogun ilgisi onu bunaltmisti. Nil?fer evden ayrilmak istiyordu, ancak Alper bir kez daha endiselenmemesini s?yledi ve yavas yavas kararliligi zayifladi. Sanki ince bir sis perdesi iradesini sarmisti. Alper cevap alamayinca, "I?ecek ister misin?" diye sordu. Nil?fer ona bos bos bakti, bu y?zden Alper, "Alkol gerginligi azaltir," diye ekledi.

"Hayir, alkol almayacagim!"

"Bu resepsiyonun senin serefine d?zenlendiginin farkinda misin? Kendine bir bak, g?l?msemiyorsun bile..."

Nil?fer sessiz kaldi ve Alper ayrildi, kisa bir s?re sonra iki bardakla geri d?nd?. Bardaklardan birini Nil?fer'in ?n?ne koydugunda, Nil?fer yine Judith ve Holofernes'i tasvir eden heykele dalmisti. Onu rahatlatmak i?in Alper, limonlu soda getirdigini s?yledi. Nil?fer bardaga s?pheyle baktiginda, Alper ikna etmeye devam etti:

"T?m opera sarkicilarinin en b?y?k dilegi bu salona davet edilmektir. Eger sanslari olsaydi, her biri bunun i?in d?nyadaki her seyini verirdi. Ve siz, burada olmanin ne kadar b?y?k bir sans oldugunun farkinda bile degilsiniz!"

"?gretmen Tezjan neden yalan s?yledi?"

"S?yledigi her sey dogru."

Nil?fer, Alper'in ne demek istedigini anlamadi ve odaya s?yle bir g?z gezdirdi. Kimisi egleniyordu, kimisi sohbet ediyordu, kimisi de sanki hi? ayrilmayi d?s?nm?yormus gibi i?ki i?iyordu. Belki de her sey ?gretmenin planladigi gibi gitmiyordu. Alper masadan bir bardak alip ona uzattiginda artik itiraz etmedi. I?erken bakislari tek bir noktaya odaklanmisti. Kisa bir d?s?nme anindan sonra nihayet itiraz etti:

"Ama anlamiyorum! ?? yildir opera sinavlarini ge?meye ?alistigimi, zar zor ge?indigimi, bulabildigim her iste ?alistigimi bilmiyorlar mi?" Sesi boguktu, sanki bir karsilik bekliyordu ve Alper'e d?nd?.

"Operaya giremeyecegime zaten inanmistim. Umudumu ?oktan kaybetmistim..."

"Sanat s?z konusu oldugunda, Tezcan Aykol'un otoritesi sarsilmazdir. Yarin t?m gazeteler, haber ajanslari, televizyon ekipleri, t?m tiyatro ve opera camiasi... Hatta politikacilar bile kolayca bu abartiya kapilacak. ?stat Tezcan'in b?y?s?ne kapilmis bu bos laf edenler de ?ok iyi biliyorlar: Sanatin tek bir ger?egi olamaz, tipki ?lkemizde tek bir hakikat g?r?s? olamayacagi gibi..."

"Ger?ekte neler olup bittigini kimse g?rm?yor mu?"

"?gretmen Tezcan'in s?z? kanundur. Buradaki herkes yarin yurt disindan gelen basarili sarkicidan bahsedecek. Bug?n sizi g?rmezden gelenler yarin sizi alkislayacak. Bu, hi?bir seyin degistiremeyecegi bir ger?ektir. Tipki su an karsinizda g?rd?g?n?z insanlarla ayni ?evreye ait olacaginiz ger?egi gibi..."

"Ger?ekten her yalana inanmaya hazirlar mi?"

"Dinleyin! Opera d?nyasinda mutlu insan yok. Ger?eklikten kopuksaniz, bir yalana inanmayi se?ersiniz. Halkin bir opera sarkicisinin hayatinin nasil oldugu hakkinda hi?bir fikri yok ve opera sarkicilari da ifsa edilmek istemiyorlar. ??nk? mahremiyetlerine ?ok ?nem veriyorlar. Her firsatta eserlerini en parlak renklerle boyayip y?ksek sanat olarak sunmayi seviyorlar. Ama bu dokunulmazlik zirhi, tek bir kisinin s?zleriyle delinebilir." Duraksayarak Tezcan'i aramaya basladi. Onu bulunca devam etti: "Parmakla isaret ettigi kisi bir kaideye oturtulacaktir. Ve unutmayin ki, operada yetenekli sanat?ilar hak ettikleri gibi sevilmiyorlar. Opera sarkicilari kendilerinden bile nefret ediyorlar, ?yleyse baskalarini nasil anlayabilirler ki?"

"Ama neden?"

"Kiskan?liktan..."

Alper bos bardagini doldurmak i?in ayaga kalkti. Nil?fer onu izledi. Sendellememek i?in kisa adimlarla y?r?d?. Belli ki sarhostu. Konservatuvardan mezun olduktan sonra uzun zamandir birbirlerini g?rmemislerdi. Alper, herkesi sasirtarak opera sinavini beklenmedik bir sekilde ge?misti. ?? yildir koroda yer aliyordu ama hi? sahneye ?ikmamisti. Yine de d?zenli bir gelir elde etmis, asil bir tavir kazanmis ve herkesin isteyecegi t?rden bir ?evre edinmisti. Mezuniyetinden on ay sonra FB barda "Bana Yolu G?sterdin"i sahnelediginde, bir grup gen? onu ?ilginca alkislamaya basladi. Performansinin m?kemmelliginden ve trompet sesini taklit ederek doga?lamalarda sesini kullanma bi?iminden etkilenmis olabileceklerini d?s?nd?. Alkislar ve isliklar araliksiz devam etti ve Nil?fer arkasini d?nd?g?nde Alper'i hemen tanidi. Sasirmisti. G?sterinin ardindan eski arkadaslarina yaklasti ve Alper onu ?evresindeki herkese durmadan ?vd?. Sonraki g?nlerde s?rekli olarak onunla g?r?smek i?in bahane aradi. En yogun g?nlerde bile aradi ve ilgisini g?stermekten asla vazge?medi.

Alper geri d?nd? ve sandalyesine yigildi. Bardagini tek nefeste bitirdi. Dizleri, keman, ?ello ve piyanonun ritmine uymayan bir sekilde s?rekli segiriyordu. Neseli mi yoksa gergin mi oldugu bile belli degildi. O anda Nil?fer, i?inde baska bir kisiligin yasadigini ve buradaki varligina tamamen farkli bir anlam y?kledigini fark etti. Operaya gitme umudu bile artik ona ayni heyecani vermiyordu. Sanki sonu bilinmeyen bir maceraya s?r?klenmisti. Tezcan'in evindeki ilk andan itibaren, sadece bu i?sel kopukluk pahasina tutunmustu. Ama hayir! Ruhunu mahvedecek bir hayale teslim olmamaliydi. Her seyden ?ok opera d?nyasinin bir par?asi olmayi arzulayan Nil?fer, sonunda bundan vazge?me g?c?n? bulacakti. Her zaman oldugu gibi, tanidik, sakin sessizlige ihtiyaci vardi. Neredeyse gazi ka?mis olan sodasini bitirdi ve ayrilmaya karar verdi.

Yeni bir g?n?n isigi, Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'nin sesleriyle birlikte Nil?fer'in y?z?ne vurdugunda, basi daha ?nce hi? olmadigi kadar zonluyordu. Neseli alt tonlarina ragmen kaynagi tespit edilemeyen m?zik, bir kaos habercisi olarak bilin?altina aninda isledi. H?z?nl? notalar yavas?a kaybolurken, Nil?fer g?zlerini a?ti. Kocaman bir yatakta yatiyordu. Korkuyla battaniyenin kenarini kaldirdi ve ?iplak oldugunu g?r?nce i?ini bir anda ?ildirtti. Yirtik i? ?amasiri yakindaydi. Korkuyla duvardan duvara, dolaptan makyaj masasina bakti. Cesaretini toplayip aci verecegini bilerek, o sisli geceden aklinda kalan son g?r?nt?den ne oldugunu yeniden canlandirmaya ?alisti. Ne kadar ?ok d?s?n?rse, zihninin dipsiz bir karanliga g?m?ld?g?n? o kadar ?ok hissetti. Simdi senfoninin akici notalari, scherzo'nun hizli ritmiyle birleserek alayci, firtinali ve hatta ?fkeli bir ton aldi. Dehset i?inde g?zlerini kapatti. Soktan bacaklarinin bile fel? oldugunu d?s?nd?.

D?n Alper'le konustuklari her seyi hatirladi. Alper'in sarhos oldugundan emindi, ama kendisi i?ki i?memisti. Ikisi de kalabaligin uzaginda oturuyorlardi. Ayrilmaya karar verdigini hatirladi. Ama sonra... Anilarini taradi, ama her yerde karanliktan baska bir sey bulamadi. Simdi Alper'in evinde miydi? D?n gecenin g?r?nt?s? belli bir anda sona ermisti ve sonrasinda gelen her sey simsiyah bir boslukta kaybolmustu. Basindaki agrinin su?luluk duygusunu unutturacagini umarak parmaklarini sakaklarina g?t?rd?. Simdi aklina gelen her seyin en korkun? tahminiyle bas basa kalmisti. Tekrar etrafina bakti. Zarif tasarimli yatak, t?l cibinlik, ahsabin zarif beyaz tonu... Duvarlar, mobilyalar, zemin, tavan... Her sey bembeyazdi.

Panik i?inde Nil?fer yataktan firladi ve ?ikis yolu aramaya basladi. Kapi bulamayinca umutsuzca odada volta atmaya basladi. Eger bir ?ikis yolu olsaydi, onu bulurdu. Umutsuzluga kapilarak banyoya gitti ve y?z?n? yikadi. Basini kaldirdiginda, bir baska ?arpici ger?ekle karsi karsiya kaldi. Dudagindaki u?uk ?nemsizdi; b?y?k olasilikla korkudandi. Daha rahatsiz edici olan ise d?n orada olmayan boynundaki morluklardi. Durumunun t?m dehseti Nil?fer'in aklina dank ettiginde, yenilmis gibi sendeledi. Gece konusabilseydi, Nil?fer asi anilarinin esiri olmazdi. Aceleyle kiyafetlerini aramaya basladi. Bu evden hemen ayrilmasi gerekiyordu. I? ?amasirlarini giydi, sonra k?sede duran bir elbise buldu. Paltosunu yerden aldi. Tekrar kapiyi aramaya basladi ve bulamayinca ?fkeyle etrafindaki her seyi par?alamaya basladi. Parke zemine ?fkeyle tekme atti ve eline ge?en her seyi firlatti. Sonra, ?aresizlik i?inde pencereye kostubina ?ok y?ksekti. O kadar y?ksekti ki basi d?nd? ve duvara yaslandi. Ayakkabilari nerede olabilirdi? Bakislari odanin i?inde dolasti, ta ki cebinden d?sen bir kagit par?asina takilana kadar. Adres... ?nceki aksam ?gretmen Tezcan'in evine neden geldigini ve Alper'le ne konustugunu hatirlamaya basladi. Sadece belirsiz ?agrisimlar ve zihnini bu kadar ?ok rahatsiz eden o ani anlatan hi?bir sey yoktu. Bu i?sel sessizlige ruhundaki aci da eklenince, Nil?fer hi?kira hi?kira agladi ve ger?ekten g?zyaslarina boguldu.

Hisirti sesi duyunca nefesini tuttu ve dinledi. Duvarlardan biri a?ilip asans?r g?r?nd?g?nde saskinliktan donakaldi. Kendi basina asla bulamazdi. Asans?re dogru sendeleyerek ilerlerken, hizmet?i kiligina girmis bir kadin disari ?ikti: "Maestro sizi bekliyor." O ana kadar Nil?fer, ?gretmen Tezcan'in evinde kalma ihtimalini kabul etmemisti. Cevap vermedi, sadece hizmet?iyi takip ederek asans?re bindi. Ne diyebilirdi ki? Kadinin aksani yabanci oldugunu a?ik?a belli ediyordu. Utanga? bir sekilde Nil?fer sadece "B?t?n gece burada miydiniz?" diye sorabildi. Kadin sogukkanlilikla bu sabah geldigini s?yledi. Bir daha konusmadilar. Asans?r durup kapilar a?ildiginda, kendini tamamen farkli bir evdeymis gibi hissetti. Bir m?zeye benziyordu, ancak koridorlar, b?lmeler, odalara ayrilmis yerler yoktu. Hizmet?iyi takip ederek Nil?fer mekani kesfetti. Bu oda, uyandigi odanin aksine, retro bir tarzda dekore edilmisti. Antikalar ve k???k fig?rler rastgele yerlestirilmis gibi g?r?nse de, d?zenlemeleri a?ik?a simetri ve zarif ?izgiler yansitiyordu. Kasitli bir daginiklikla yerlestirilmis b?y?k mobilyalar, l?ks ve kalite hissi yaratiyordu. Odaya hakim olan ferforje avize, koltuklari, yastiklari, kanepe ?rt?lerini ve lambrequinli perdeleri aydinlatarak ipek, kadife ve jakarin zarafetini vurguluyordu. Nil?fer, d?n resepsiyonun yapildigi evde degil, baska bir evde oldugundan emindi. Ama eger Tezcan'in evinde degilse, neredeydi?

B?y?k salonun diger ucuna kadar olan y?r?y?s olduk?a uzundu, ama sonunda Tezcan Aykol'u g?rd?. Sandalyede oturmus, bacak bacak ?st?ne atmis, d?s?nceli bir sekilde yere bakiyordu. Parmaklarinin arasinda tek bir puro t?t?yordu. ?gretmen onlarin yaklastigini fark edince, durusunu degistirmeden, ciddi bir ifadeyle hizmet?iye gitmesini emretti. Yalniz kaldiklarinda, Nil?fer eski hocasinin y?z?ne, sanki bir yabanci g?r?yormus gibi dikkatlice bakti. Basi, k???k ve narin v?cuduna uymuyordu. Genis alni, patlican gibi bir buruna dogru p?r?zs?z, kesintisiz bir ?izgi halinde uzaniyordu. Dudaklarinin ?izgisi, uzlasmaz bir sertligi ortaya koyuyordu. Kirisik teninin ve boyali sa?larinin ardinda, yasliliga karsi inat?i bir diren? oldugu a?ikti. Yesil bir Prada takim elbise, hayata olan tutkusunu ?ok iyi anlatiyordu. Giysileri m?kemmel ?t?lenmisti; yillar aliskanliklarini degistirmemisti.

Nil?fer, Tezcan Aykol'un baktigi yere baktiginda, evin terasina suyun aktigini g?rd?. ?nceki gece onu hayrete d?s?ren bu manzara karsisinda, h?l? aci ve soktan sarsilmis olan ruhunu buruk bir pismanlik kapladi. Bir ?nceki gece resepsiyonun yapildigi salona dogru boynuz gibi ?ikinti yapan cumbali penceredeydiler, ancak Nil?fer ilk basta farkli bir evde oldugundan emindi. Asagidaki oturma odasina ne kadar dikkatlice bakarsa, ?nceki gecenin g?r?nt?s? zihninde o kadar netlesti.

"Burasi sizin eviniz mi?"

"Her zaman d?n geceki kadar kalabalik olmuyor."

"D?n bana ne oldu?"

"Herkes sadece senin g?zelliginden bahsediyordu. Gece ilerledik?e, adeta sarhos bir tanri?a gibi g?r?n?yordun."

Tezcan Aykol purosunun son nefesini ?ekip s?nd?rd?. Nil?fer onun parf?m?n?n kokusunu aldiginda, hos olmayan anilar zihninde canlandi. Bir keresinde, konservatuarda, onu kanatlarinin altina almaya ve her ne pahasina olursa olsun yaninda olmaya ?alismis, basarili olunca da onu taciz etmeye kalkismisti... O kokuyu her duydugunda tiksinti duyuyordu. Kibirli tavri onu sinirlendiriyordu. Uyandigindan beri, ruhunu kemiren s?pheleri giderecek bir cevap ariyordu. Tezcan Aykol k?stah bakislarini ona ?evirdiginde, Nil?fer refleks olarak bakislarini ka?irdi. Sanki d?s?ncelerini okuyabiliyormus gibi hissetti. O ana kadar hissettigi nefret, birdenbire a?iklanamaz bir utan? duygusuna d?n?st?. Nil?fer sessiz kalirken, eski hocasi sessizligi bozdu:

Buraya neden geldigini hatirlamiyor musun?

"Igrenerek de olsa kabul ettigim bir zorunluluk y?z?nden..."

"Simdi her seyi kendin anladin!"

Bu cevap Nil?fer'in kadinlik gururunu incitti. Hayir, b?yle bitemezdi! Uyandigindan beri kabullenemedigi ger?egi nihayet anlayan Nil?fer, umutsuzca haykirdi:

"Ya sen! Ger?ekten de, ben bayginken... sen, o zavalli, bitkin, dudaklari kurumus, y?z? kirismis yasli adam, sehvet ve delilik n?betiyle, o an sadece bir et par?asi olan bu cansiz bedene tecav?z m? ettin?.. Sen tam anlamiyla delisin!"

Sesi titredi ve ?atladi, ?ikis yolu aramak i?in etrafina bakindi. Ama bir adim attigi anda, yasli adam beklenmedik bir sekilde elini tuttu.

"O sari sa?lar, o gri g?zler... Sabah sisinde gizlenmis o kizarmis y?zdeki dolgun, nemli dudaklar... Sanki bir tabloya bakiyormus gibi, sabaha kadar hepsini d?s?nd?m. Yillardir bunu bekliyordum."

?gretmenin sesi boguktu. Nil?fer elini kurtarmaya ?alisirken, g?zleri d?smanlikla parliyordu. S?zleri onu ?ildirtmis gibiydi.

"Ya sen!" diye bagirdi. "Ger?ekten bir hayvana mi d?n?st?n? Ger?ekten bu dudaklari ?pt?n m?... a?g?zl?l?kle isirdin mi?"

"B?yle bir tutkunun tek kusuru, kendini a?iga vurmasidir."

Tezcan Aykol'un pen?elerinden kurtulan Nil?fer, g?zyaslarini tutamadi. Yarali ruhuna iyi gelecegini bilseydi, onu acimasizca d?ver, b?ylece ?fkesini dindirirdi. Ama ona, sanki bir b?cege bakiyormus gibi, tiksintiyle bakti ve "Sen tam bir zavallisin" dedi. Sesi boguktu; devam edemedi. Ruhunda biriken onlarca hakareti bu asagilik adama yagdirabilirdi. A?iklanamayan bir duygu onu engelledi: belki eski ?gretmenlik stat?s?, belki de yasina duydugu saygi. ?fkesini zar zor kontrol eden eski hocasi itiraf etti:

"Yasim ne olursa olsun, seni d?s?nmeden nefes alamiyorum."

Nil?fer cevap vermeyince, yasli adam bahaneler uydurmaya devam etti:

"Bu tutkunun ne kadar s?recegi ?nemli degil. ?nemli olan hayatima girmis olmasi."

Duygusuz y?z?nde en ufak bir pismanlik izi yoktu. Nil?fer, onun bu kadar rahat davrandigina inanamiyordu. Tezcan Aykol hafif bir hareketle ayaga kalkip ona dogru bir adim attiginda, Nil?fer geri ?ekildi. Nefesi kesildi. Tezcan Aykol daha fazla yaklasmadan sordu:

Konservatuvar giris sinavlarina geleceksin  en azindan ?zerinde anlastigimiz buydu, degil mi?

Nil?fer ancak simdi, bu adamin yillardir tehlikeli, sagliksiz, neredeyse saplantili bir ilgi besledigini fark etti. D?nyasinin yikildigini g?rd? ve enkaz altinda kaldigini hissetti. Bundan sonra ne olacagini hi? bilmiyordu. O gece basina gelenler... Hayir, hi?bir sey hatirlamiyordu. Ne olursa olsun, bu yasli sapigin r?yalarina h?kmetmesine izin veremezdi; a?tigi kapilardan hi?birinden i?eri girmeyecekti.

"D?n geceden sonra sinava giremem. Girersem yasayamam..."

"Hayat diye adlandirdiginiz sey unutulmasi gereken bir sey..."

"Hi?bir seyi unutmayacagim."

"Dinleyin! ?l?m? unutmasaydiniz, bu kadar uzun yasar miydiniz? Cevap verin!"



notes








1


? (.  fado) -   (  ) 




2


      The Sky Is Crying


