VoxZero.Kammerton BIRINCI KITAP
Dani Gubai


Sehir bir orkestra gibi kurulmustur. On bir milyon ses kendi partisini

d?zg?nce ve vaktinde ?alar, k?rs?de ise bir makine durur: hepsini birden

duyar ve her birini sefkatle g?zetir, kimse zorla ses vermek zorunda

kalmasin diye. Bilezik yesil yanar, yagmur ?izelgeye g?re yagar, mutluluk

her g?n su ve isik gibi dagitilir.

Orkestranin bir y?z? var: sesi her sabah sehre iyi g?nler dileyen gen? bir

kadin. O kadar uzun zamandir yalan s?yl?yor ki kendi sesinin nerede bitip

yabanci metnin nerede basladigini artik hatirlamiyor. Asagida ise tempoya

uymadan ?inlayan bir oglan b?y?yor. Bir g?n bu ?inlamayi b?t?n sehir

duyacak.

Dayatilan mutluluk ve ondan daha degerli, aci bir ger?ek ?zerine bir roman.

Cesaret ve b?y?mek ?zerine. Herkesin i?inde kimsenin uzanamadigi bir yer

oldugu ?zerine.

Isiklandirilmis kademelerin altina inin. ?izelgenin bittigi yere ?ikin. Ve tek

bir nota tempoya uymayi reddettiginde ne oldugunu dinleyin.





VoxZero.Kammerton BIRINCI KITAP





Birinci Kisim. Kis





B?l?m 1. Kusursuz Ahenge Giden Yol


On bir milyon kisiye yalan s?ylemek meger bir teknik meselesiymis; teknige ise Ariadna kusursuzca h?kimdi.

Teknik nefesteydi. Zor bir s?zc?kten ?nce, ses kisilmasin diye alinan d?rt vurusluk nefes; d?s?ncenin bittigi yerde degil, seyircinin inanmasi gereken yerde verilen es; dudaklardan yarim saniye ?nce g?zlerde baslayan g?l?mseme. ??nk? dudaklarda baslayan g?l?mseme yalani ayarlilara bile ele verir. Ayarlilar ise, sanilanin aksine, aptal degildir: yalnizca fark etmemeye razi olmuslardir. Ariadna s?zc?klerle yalan s?ylemezdi. S?zc?kler baskalarinindi, ?l??l?p bi?ilmis, ?? birimden ge?misti. S?zc?klerde yalan yoktu, s?zc?klerde politika vardi. Ariadna bedeniyle yalan s?ylerdi: bedeninin buna inaniyorum deyisiyle. Bu ?gretilemez. Bir keresinde ona s?ylendigi gibi, bununla ya dogmak gerekir ya da yapilmis olmak.

Otuz saniye, dedi y?netmenin sesi, sicak, kulaginin i?inde.

Ahenk Medya st?dyosu, insanin i?inde tedirgin olamayacagi bi?imde insa edilmisti. Isik her yerden geliyor, g?lge d?s?rm?yordu. Ariadnanin bu isigin altinda on iki yildir g?lgesi yoktu, on d?rt yasindayken bu masaya ilk oturtuldugu g?nden beri. G?lgesiz h?line alismisti, bir amp?tasyona alisilir gibi. Hava, bedenin bir siniri oldugunu unuttugu sicaklikta tutulurdu. Karsisinda, kameranin yerinde, yesil bir isik yumusak?a yaniyordu. Kirmizi degil, kirmizi kaygi verir. Onlarda her sey yesildi: yayin, riza, yasama izni. Sagda, kadrajin disinda, mat bir panelde sesinin egrisi usulca nefes alip veriyordu. Ince, isikli bir izdi bu. Sistem bu izi onun yani basinda, ger?ek zamanli olarak y?netir, Ariadna d?zg?n?n disina ?iktiginda da d?zeltirdi: kabaca degil, fisiltiyla, kulakliga azicik ton ekleyerek, Ariadna farkina bile varmadan, kendiliginden d?zene d?ns?n diye. Ayari vaaz ederken ayarlaniyordu. Bunu biliyordu ve ?zerinde d?s?nmeyi ?oktan birakmisti, insan zaten izin istemeden atan kalbini d?s?nmeyi nasil birakirsa ?yle.

Yirmi.

St?dyoda ondan baska tek bir insan yoktu: d?zg?n isik, p?r?zs?z paneller ve masada, kadrajin i?inde, tek basina o, birinin bakimli kafasindaki yalniz bir d?s?nce gibi. Ama Ariadna bu boslugun issiz olmadigini biliyordu. Bu aydinlik, dikissiz duvarlarin ardinda bir yerde, sicak sesi kulagina ulasan y?netmen oturuyordu, yaninda da Ariadnanin isikta hi? g?rmedigi ama sirtinda hissettigi insanlar. Ger?i onlar hi?bir seye karar vermiyordu. Egrisini, ger?ek zamanli olarak d?zeltilen o ince ses izini y?neten, bir insan degildi. Onu SADI y?netiyordu: sesini yarim ton y?kseltip onu d?zene d?nd?ren g?r?nmez el onun eliydi, Ariadnanin sesini Ariadnadan iyi bilen oydu. Duvarlarin ardindaki insanlar ise yalnizca onun ?alismasina bakiyor, g?stergeleri karsilastiriyor, bas salliyorlardi. Makinenin yaninda, arizasiz bir d?zenegin basinda duran G?zetmenler gibiydiler: bas sallayacak biri bulunsun diye gerekli, baska hi?bir sey i?in gerekli degil. Hepsinin ?st?nde, daha da uzakta, Ariadnanin giremedigi bir makam odasinda, b?t?n bunlari insa eden kisi oturuyordu. Ariadna onu i?inden bile adiyla anmazdi. Y?z? yoktu, yalnizca varligi hissedilirdi: hava basinci gibi d?zg?n ve muazzam. Mimar. Yayina karismazdi. Gerek yoktu: her seyi bir kez, kendi kendini ayarlayacak bi?imde ayarlamisti. Simdi yalnizca bakiyordu, insan tikir tikir isleyen bir saate nasil bakarsa ?yle. Bazen Ariadnaya, o kendisine de bakiyormus gibi gelirdi: ayrica, ?tekilere baktigindan daha uzun. Bu d?s?nceyi kafasindan kovardi. Onu d?s?nmek, karanlikta, belki hi? var olmayan yabanci bir bakisa d?n?p bakmak gibiydi.

On.

Masanin altinda, hi?bir objektifin ulasamadigi yerde, Ariadna sol elini yumruk yapti. Bunu hep yapardi. Yillarca kendine s?yle a?iklamisti: iste burada, masa tablasinin altinda, onlara verilmeyecek olan sey saklaniyor. ?zg?r bir el. Ne kameranin, ne egrinin, ne de SADInin g?rd?g? k???k bir kasilma. Y?z? evet derken yumrugunda saklanan, yalnizca ona ait, gizli, biricik hayir. Bu yumruga, bir tirabzana tutunur gibi tutunurdu.

??. Iki.

Yesil isik renk degistirmedi, yalnizca biraz parladi ve artik simdi demekti.

Iyi aksamlar, dedi Ariadna. Sesi sicak, d?zg?n ?ikti: on bir milyonun kendinden saydigi ses. Bir?ogunuz su anda sofraya oturuyor, ayni saatte, b?t?n sehir, olmasi gerektigi gibi. Bu iyi. Uyum budur: sehrin ayni tempoda nefes almasi. Sofraniza afiyet olsun. Sicak bir es verdi. Biliyorum, bir?ogunuz yorgun. D?zeni korumak emektir. Her g?n uyum i?inde olmayi se?tiginiz i?in kimse size tesekk?r etmiyor. Ben ediyorum. Tesekk?r ederim.

Hep b?yle baslanirdi: insanlara hi? sorulmamis bir sey i?in tesekk?rle. Bu, silahsiz birakirdi. Sana tesekk?r etmis birine isyan edilmez.

Biliyorum, bedel size bazen agir geliyor, diye s?rd?rd?. Tutulmasi gereken ton. Sesli sorulmasa daha iyi olan sorular. Ama bizden ?nce neyle ?dendigini hatirlayin.

B?y?k dedeleriniz kendilerine ?zg?r derlerdi. Ve ?m?rleri boyunca huzur y?z? g?rmediler. Her birinin kafasinda gece g?nd?z bir g?r?lt? vardi: baskalarinin bin d?s?ncesi, bin kaygi, bin ya olursa. Kime ne isterlerse s?yleyebilirlerdi. Ve s?ylediler, hepsi birden, gece g?nd?z. Kendi ?igliklarinda boguldular ve kimse kimseyi duymadi. Kimseye bagli degillerdi. Ve bu y?zden yalnizdilar. Kisa bir es, d?s?ncenin bittigi yerde degil, seyircinin razi olmaya yetismesi gereken yerde. ?zg?rl?k, meger kayginin bir baska adiymis.

Bir sey daha: birbirleriyle baris i?inde yasamayi bilmiyorlardi. Sistemin sonradan tek bir steril s?zc?kle, ?atisma diye adlandirdigi sey onlarda ilan edilmeden baslar ve bitmeyi bilmezdi: kendiliginden alevlenir, yillarca i?in i?in yanar, herkesi i?ine ?ekerdi. ?atisma onlarsiz baslar, onlarsiz biterdi; baslangi?la son arasinda ise Ariadna uzun bir es verdi, ikiye kadar sayilacak uzunlukta. Sagdaki egrisinin asagi dogru salindigini, sistemin de yumusak bir yarim tonla sesini alttan tuttugunu kulak ucuyla duydu. baslangi?la son arasinda ise bu ?atismanin enkazi altinda ?ocuklar uykuya dalardi.

Bug?n ?ocuklariniz g?ven i?inde uyuyor. Kimse onlari elinizden almayacak, askere ?agirmayacak, b?y?k bir fikrin altina g?mmeyecek. Yalnizca uyuyorlar. Bir es, sicak. Arkasinda ekranin isigi yumusak?a isindi, st?dyoyu d?zg?n bir altin rengine bogdu, sanki s?zlerin kendisi isiniyordu. O eski g?r?lt?y? iyilestirmeyi ?grendik. D?s?nceleri d?zene koyduk. Ve kaygi gitti. B?y?k dedelerinizin kafasinin uguldadigi yerde sizinki sessiz. Onlarin tek baslarina ?irpindigi yerde siz birlikte, ayni tempoda y?r?yorsunuz ve kimse fazlalik degil. Sizden fikir istemiyoruz. Inan? istemiyoruz. Pek az sey istiyoruz: yalnizca ton. Ve yine bir es, sonuncusu, tam yerinde. Agir bir bedel mi bu, kafanizin i?i nihayet sessizlessin diye? Yaninizda ayni uyum i?inde biri olsun diye? ?ocuklar uyusun diye?

O eski felaketin rakamlari da metnin geri kalaniyla ayni birimden gelirdi. Onlari yayindan yayina tekrarlayan Ariadna, i?lerinde ne kadar ger?ek, ne kadar gerekli doz oldugunu ?oktandir bilmiyordu. Bildigi suydu: onlarsiz gerisine inanilmiyor, onlarla ise razi olunuyordu. Bir de su: tarihi de, tipki ton gibi, birisi ince ve isikli bir egriyle yani basindan y?netiyor, d?zg?n?n disina ?ikar ?ikmaz d?zeltiyor olmaliydi.

Bu aksam, bir?ok kisinin korktugu bir s?zc?kten s?z etmek istiyorum. Ayar.

Bir es verdi, o bildik esi, d?s?ncenin bittigi yerde olmayani.

Bu s?zc?k fisiltiyla s?ylenir, bir teshis gibi. Oysa Ayar bir ceza degildir. Bir ?? degildir. Annelerin s?z dinlemeyen ?ocuklari korkuttugu sey degildir. Kameraya dogru hafif?e egildi, sevecenlikle, yataginin altina canavarlar uydurmus bir ?ocuga egilir gibi. Ayar, sefkatin en y?ksek bi?imidir.

Ve sefkat s?zc?g?nde sesi d?st?.

?ok degil: referans tonunun y?zde yedi altina. Bu rakami biliyordu. Egriyi kulak ucuyla duyuyor, sagdaki ince izin asagi dogru titreyip hemen d?zeldigini, sistemin kulaklikta bir sonraki sesi yarim ton y?kselterek onu d?zene d?nd?rd?g?n? g?r?yordu. Y?zde yedi. Sefkatte yarim ton asagi, sanki bunu onlara degil, kendine s?yl?yormus gibi, sanki sefkatin sefkat olduguna birinin nihayet onu inandirmasi asil kendisine gerekiyormus gibi.

Ve Ariadna bunu bile bile mi yaptigini, yoksa hi? farkinda olmadan mi, bilmiyordu.

Dayanilmaz olan buydu. Yalan degil, yalana alismisti, yalan isti. Dayanilmaz olan, sesini d?s?rme kararini hatirlamamasiydi. Masanin altindaki yumruk kendiliginden sikilmisti. Ses kendiliginden ??km?st?. Peki kendiligindense, kimin kendisiydi bu? Hayirini masa tablasinin altinda saklayan, gizlice razi olmayan kendi bedeninin mi? Yoksa o baska seyin mi: yirmi yil ?nce, alti yasindayken, beyaz odada i?ine yerlestirilenin? Sonra, on d?rt yasina geldiginde, ?ocuk ruhu hen?z katilasmamisken onu bu isigin altina oturtmus, g?zlerinin i?iyle g?l?msemeyi ?gretmislerdi. I?ine yerlestirilen de tam buydu: burada sesini d?s?r, burada onlara bir ?atlak ver, seni o ?atlaktan sevsinler, ??nk? m?kemmel derecede d?zg?n bir spikerin pesinden kimse gitmez, ama kendisi de sanki biraz kusku duyan bir spikerin pesinden herkes gider. M?kemmel yalani, yalan s?yledigini bilmeyen s?yler. M?kemmel direnci, direncinin hesaba katildigini bilmeyen g?sterir.

Kendi yumrugunu onlarin hesabindan ayiramiyordu. Her yayinla ayirmak daha da g??lesiyordu, ??nk? ikisi de, yumruk da hesap da, tipatip ayni davraniyordu: masanin altinda susuyor, sefkatli s?zc?klerde sesini d?s?r?yorlardi.

ve bu y?zden, diyordu o sirada kusursuzca, ?teki Ariadna bunlari d?s?n?rken, t?kezleyenleri hapse d?nd?rm?yoruz. Onlari eve d?nd?r?yoruz. Kendilerine. Rizaya.

Arkasinda, kadrajin yarisini tutan duvarda ekran aydinlandi ve ?zerinde numune belirdi. I? belgelerde adi buydu: numune; yayinda ise eve d?nenlerden biri denirdi. Gen?ti, ?ok gen?. Yumusak bir isigin i?inde, y?z? dipten hi?bir seyin kipirdatmadigi bir su y?zeyi gibi p?r?zs?z ve sakindi. G?l?ms?yordu. G?zleri yerli yerindeydi, g?zlerin ardinda hi?bir seyin olmamasi da yerli yerindeydi: ne korku, ne sevin?, ne de orada bulunmasi gereken insanin kendisi. Insani, tadilattan ?nce bir daireden esya tasinir gibi ?zenle disari tasimis, geriye g?l?mseyen, tertemiz toplanmis bir bosluk birakmislardi.

Kaosun i?inde yalniz birakilmadigim i?in tesekk?r ederim, dedi eve d?nen kadin, tek bir teli bile titremeyen, d?zg?n, d?md?z bir sesle. Eskiden ?ok aci ?ekiyordum. Simdi iyiyim. Simdi uyum i?indeyim.

Ariadna ona bakiyor, y?z?n? yerinde tutuyordu. Bir yerlerde  g?rmese de biliyordu  su anda, tam bu saniyede, agin karanlik k?selerinde, hen?z kendi i?lerinden disari tasinmamis olanlarin ?alinti frekanslardan yakaladigi Sessizlik sohbet odasinda biri yaziyordu: sunun g?zlerine bakin. i?eride kimse yok ki. Bir baskasi karsilik veriyordu: onunkilere degil. spikerin g?zlerine bakin. spiker g?r?yor her seyi. peki UYUM spikerin g?zlerini d?zeltmiyor mu? UYUM sesi d?zeltir. g?zlerini simdilik kendi tutuyor. Makineye kendilerince, sokak agziyla ad takmislardi: UYUM. Kisacik, bir mahalle k?peginin adi gibi. Ariadnanin d?nyasinda, yukarida, makinenin baska bir adi vardi: uzun ve saygili. Bu iki ad arasindaki mesafe Ariadnayi hep tedirgin ederdi, sanki iki ayri varliktan s?z ediliyordu. Ve onu h?l? canli olmakla su??st? yakalayan bu insanlardan nefret etmesi gereken Ariadna, nedense onlari g?zetirdi, insan h?l? var oldugunun tek sahitlerini nasil g?zetirse ?yle. ?atlagini g?r?yorlardi. Demek ?atlak vardi. Demek ?atlayacak bir sey vardi.

Tabii, bu d?s?nce de i?ine yerlestirilmis degilse. Tabii, g?r?ld?g? umudu, ayarinin son, en ince satiri degilse: birak direndigini sansin, direnen daha canla basla ?alisir.

Unutmayin, dedi Ariadna. Bu son c?mleydi, ardindan kapanis jenerigi, yumusak bir m?zik ve ?z?mseme i?in zorunlu bir dakikalik sessizlik gelirdi. Ahenksizlik sizin su?unuz degil. Ama riza sizin se?iminiz. Tonunuzu g?zetin. Yakinlarinizi g?zetin. Bir yakininizin ayari bozulursa y?z ?evirmeyin. Onu Ayara kaydettirin, is isten ge?ip de kendisi kaydolmadan ?nce.

G?l?msedi: ?nce g?zleriyle, dudaklarindan yarim saniye ?nce.

Iyi geceler. Uyum i?inde kalin.

Yesil isik karardi.

Temiz, dedi y?netmen kulaginin i?inde, ifadesizce. Onlarda bu iyi demekti. M?kemmel temiz. Tesekk?r ederim, Ariadna.

St?dyonun isigi hafif?e kisildi, onu sahip olmadigi g?lgelere geri veriyordu. Sagdaki egri s?nd?. Ariadna bir saniye daha oturdu, masanin altinda yumrugunu a?ti. Parmaklari uyusmustu, avucunda tirnaklarinin biraktigi d?rt beyaz yarim ay vardi: elin ger?ekten sikilmis oldugunun tek kaniti, tek delil. Bu yarim aylara bakiyor ve son zamanlarda her yayindan sonra d?s?nd?g?, s?yleyecek kimsesi olmadigi i?in de kimseye s?ylemedigi seyi d?s?n?yordu: yumrugun sikildiginin kaniti vardi; onu kendisinin siktiginin kaniti ise yoktu, olmayacakti da.

Asistan su getirdi ve babasinin onu yukarida ?aya bekledigini s?yledi.

Ariadna kalkti ve y?z?n? takindi: on bir milyonun tanidigi, ardinda hi?bir seyin g?r?nmedigi o d?zg?n, aydinlik y?z?, sehrin y?z?n?. Bunu konusmayi ?grenmeden ?nce ?grenmisti, ya da ona ?gretmislerdi, hatirlamiyordu. Dert de buydu zaten: beyaz odadan ?ncesine dair hi?bir sey hatirlamiyordu. Insanin hatirlamadigi her seyi ise ona kendisininmis gibi g?stermek kolaydir.

Asans?re y?r?d?, avucunda solmakta olan d?rt yarim ay tasiyordu ve onlar yol boyunca s?n?yordu, uyutulan bir sehrin isiklari gibi.




B?l?m 2. Optimum


Ayni aksam, yirmi birinci katta  orta sinifin ilk katinda, tam alt kenarinda  ve kulenin koca bir d?nya asagisinda, Kinin ailesi ayni yayinin esliginde sofraya oturuyordu. Yayin duvardan geliyordu: oturma odalarinin bir duvari bastan basa ekrandi. Ekran kapatilmazdi, kisilirdi, isik kisilir gibi, ama s?nd?r?lmezdi. ??nk? Yayinsiz bir oturma odasi, insanlarin akillarina geleni konusabilecegi bir oturma odasidir. Simdi duvardan, b?t?n genisligiyle, sehrin en sakin y?zl? kadininin y?z? bakiyordu. G?zel bir y?zd?, ama d?zg?n, ?l??l?p bi?ilmis, tek bir fazla ?izgisi olmayan bir g?zellikle g?zeldi: p?r?zs?z, y?ksek elmacik kemikleri, d?z ve ince bir burun, sakin ve d?zg?n birer yay gibi kaslar, gerekenden ne yukarida ne asagida. Koyu sa?lari yumusak ama siki toplanmisti, tel tel yerli yerindeydi. Insanin, ger?ek mi diye yoklayasi gelirdi. Ve g?zleri: gri, a?ik renkli, iri, sana dosdogru, sicak bir dikkatle bakan g?zler. Iyice bakinca o dikkatin dibi olmadigi g?r?l?rd?. On bir milyona ayni anda bakan ve hi? kimseye bakmayan g?zlerdi bunlar. Kadin, g?zetilmesi gereken tondan s?z ediyordu. Ki sofrayi kurarken, onu havayi tanir gibi tanidigini fark etti: hep vardi, yagmur gibi, UYUM gibi, bilekteki Riza gibi.

Siradan bir aksamdi, b?t?n mesele de buydu. Babasi her zamanki gibi yedide isten d?nm?s, ceketini ?ikarip d?zg?nce asmisti. Bakmadan ton nasil diye sormus, Ki de her zamanki gibi normal demisti. Annesi yemegi isitmisti. Kiz kardesi Eli ?atal bi?aklari diziyor, y?ksek sesle sayiyordu: Bir, iki, ??, d?rt. Neredeyse bir aile. Duvarin s?ylediklerine kulak verilmezse. Ki onlara, babasina, annesine, kiz kardesine, bu kurulmus sofraya bakarken kendini tuhaf bir soruyla yakaladi: b?t?n bunlara karsi aslinda ne hissediyordu? Onlara karsi? Hissetmesi gereken belliydi: sicaklik, yakinlik, herkesteki gibi sade ve sicak bir sey. Kendi i?ine kulak verdi ve orada olana bir ad bulamadi. Bir sey vardi. Ama bu, aile denen sey miydi, bilmiyordu.

Sesini biraz a?, dedi babasi, g?zlerini kaldirmadan.

Babasi ayakta, mutfak tezg?hinin basinda yiyor, bir yandan da ?alisiyordu: ?n?nde, havada, tablolarin soluk bir hologrami asiliydi. Bir eliyle sayfalari ?eviriyor, ?b?r eliyle agzina Optimum atiyordu. Bej rengi, besleyici bir kalip, ?ignemek gerekmeyen, ne yedigini d?s?nmek gerekmeyen. K?t? bir insan degildi. Ki bunu kesin biliyor, en ?ok da buna i?leniyordu: babasi iyiydi, d?zg?n, verimli, teklemeden iyi. Oglunu da her seyi yaptigi gibi severdi: is yapar gibi. Tonun bir haftada d?rt puan d?st?, demisti Kiye ?? g?n ?nce, tatlilikla, elini omzuna koyarak. Seni danismaya kaydettirdim. Sana D?zey de ismarladim, k???k doz, dolapta. Yalnizca al. I?im rahat eder. Babasinin sevgisi bir ?izelgeye benzerdi, Ki de o ?izelgede hizayi bozan satirdi.

Ayar bir ceza degildir, diyordu duvar. Ayar, sefkatin en y?ksek bi?imidir.

Ve Kinin i?indeki Kammerton usulca sizladi.

Buna, Lilanin babasinin bir ?iziminin ona vaktiyle verdigi kelimeden baska bir ad bilmiyordu: Kammerton. I?inde, kaburgalarinin altinda, kalbinin oralarda bir sey falsoya karsilik verirdi, tatliya degince sizlayan bir dis gibi, kasilan bir ?ene gibi. Duvardaki kadin sefkat dediginde sesi belli belirsiz bir seye takilip titredi, d?st? ve hemen d?zeldi. Kinin i?inde de karsilik olarak ayni tele dokunuldu: kisa, acili, sanki odada bir tek o, bu d?zg?n, sicak sesin i?inde, kendi i?indeki ?atlagin aynisini isitmisti. Elinde tabakla kalakaldi. Baska kimse fark etmedi. Elbette kimse.

Yine de Ki babasina bakiyor ve g?r?yordu: bos degildi. Iste babasi tablolardaki bir satira takildi, kaslarini ?atti, bir saniyeligine, canli, insanca bir saniyeligine, sanki bir sey hosuna gitmemisti, sanki razi olmamak istemisti. Ki, babasinin bilegindeki Rizanin titredigini, d?zg?n yesilden sariya, kenara dogru kaydigini g?rd?. Ayni anda babasina i?eriden soguk bir sey dokunmus gibi oldu: y?z? bir an kaygili, tedirgin bir h?l aldi. Dokunulmamasi daha iyi olan korkun? bir seyi hatirlamis gibiydi. G?zlerini satirdan ka?irdi, kendi d?s?ncesinden geri ?ekildi, insan bir u?urumun kenarindan nasil ?ekilirse ?yle. Bilezik de uysalca yeniden yeserdi. Babasi g?zlerini kirpistirdi, bakislariyla tutunacak bir sey aradi ve duvara, o sicak yayina tutundu, nefesini birakti. Rizasizlik bastirilmamisti. Yalnizca korkutucu kilinmisti. Babasi da ondan g?venli olana kendi kendine ka?mis, ka?tigini fark etmemisti. Ki bunu y?z kez g?rm?s, yine de alisamamisti. Iste b?yle isliyordu: zincirle degil. Tam kenarda insanin i?ine ?yle bir kaygi ??k?yordu ki insan kendi ayagiyla geri d?n?yordu. Babasi d?n?yordu. Annesi de.

Mantikli, dedi babasi tablolara. Sakinlesmisti. Verimli. Bunlar onun en y?ce iki s?zc?g?yd?, d?nyayi bunlarla kutsardi. Sonra hologrami bir kenara birakip ansizin, her zamankinden daha sicak, daha h?lyali bir sesle konustu: Dinleyin. Bu ?eyregi d?rd?m?z birden ?ikarirsak  tonlarda, g?stergelerde  bizi geziye alabilirler. Sehrin disina. Oraya. G?zlerini duvarin ?st?nde, orada olmayan bir seyden ayirmiyordu. Yalnizca yesili tutanlara veriyorlar. Hak edenlere. Bir kez sansimiz yaver gitmisti. Ki, hatirliyor musun o seferi? Sesi iyice al?almis, h?lyali bir h?l almisti. Simdi g?stergeleri tutturursak yine gidebiliriz. Hak ederiz. Sizi yine denize g?t?rmek istiyorum. Ada. Ilik r?zg?r. Yalnizca biz, ?evrede neredeyse hi? kimse. O zamanki gibi. Hatirliyor musun?

Ki hatirliyordu.

Ve bir an i?in oturma odasi kayboldu. K???kt?, sekiz yaslarindaydi ve o yer vardi: ada, beyaz kum, sehirde hi? olmayan mavilikte bir su, ilik r?zg?r. ?? kisiydiler: o, annesi, babasi. Eliden ?nce. Babasi g?l?yordu, is i?in degil, ?ylesine. Onu havaya atiyor, Ki mutluluktan ?iglik ?igliga bagiriyor ve korkmuyordu, ??nk? babasinin elleri. Annesi sarki s?yl?yordu, kendi sesiyle, canli, biraz falsolu, Yayindan gelmeyen sesiyle. G?nes suya batiyordu. Ne tablo vardi ne ton, yalnizca sicak, kocaman bir d?nya ve yery?z?n?n en canli iki insani, onun insanlari. Buna tutunuyordu.

O zamanlar daha asagida otururlardi: on ???nc? katta, topragin hemen dibinde, daracik bir dairede, babasi yirmi birinciye, orta sinifa, pencereden g?r?nen manzaraya terfi etmeden ?nce. Ki nedenini a?iklayamiyordu ama ona gitgide daha sik ?yle geliyordu: orada, asagida, o darlikta, buradaki temiz y?kseklikte oldugundan daha ?ok canlilik vardi, toprak yakinken annesiyle babasi daha sik g?lerdi. Belki yalnizca sekiz yasinda oldugundandi. Belki anlamadigi baska bir seydendi. Bilmiyordu. Yalnizca asagisinin daha sicak oldugunu hatirliyordu.

Ve hatiranin tam kenarinda bir sey tutmuyordu. Ki ne oldugunu yakalayamiyordu. Adayi hatirliyordu, dogayi, mavi suyu, kumu, ama oraya nasil gittiklerini hatirlamiyordu. Daha dogrusu kaps?l treni hatirliyordu, sessiz, p?r?zs?z, pencereden baktigini hatirliyordu. Pencerenin ardinda ne oldugunu ise hatirlamiyordu: orada bir bosluk vardi, silinmis bir yer gibi. Bir de bilezikler. Orada, adada bile herkesin bilezigi vardi ve hepsi d?zg?n, parlak bir yesille isildiyordu, hep, annesi sarki s?ylerken bile, babasi g?lerken bile. Her dem yesil, ama simdikinden daha parlak. Ki bu d?s?nceye, bu uyusmazliga uzandi: cenneti neden hatirliyor da oraya giden yolu hatirlamiyordu, cennette bile neden bilezik vardi? Uzandi ve yetisemedi, yetisecek bir seyi yoktu, d?s?nce elinden kayip gitti. Geriye bulanik, rahatsiz bir kiymik kaldi: o cennet var miydi? Onu g?rm?s m?yd?, yoksa ona g?stermisler miydi, her seyi g?sterdikleri gibi.

Bilmiyordu. Bilemezdi. Ve birakti, ??nk? babasi bakiyor, bekliyordu.

Hatirliyorum, baba, dedi Ki. G?zeldi.

Ben simdi de iyiyim, dedi Eli birdenbire, g?zlerini tabagindan kaldirmadan, kimseye.

Ve bu dogruydu. B?t?n dehset de buradaydi: oraya gitmeyi sahiden istiyordu, huzura, sicaga, hi?bir seyin acimadigi yere. On yedi yasindaydi ve on yedisinde insan babasiyla ?ekisir: burnunun dikine gider, kendi dedigini dayatir, baskasinin gerekini kirar, ?yle biri olmadigini kanitlamaya ugrasir. Bu yas, bu dikenli isyan ruhu onda da vardi, bir yere gitmemisti. Ki genellikle babasina tam b?yle bakardi: diken diken, itiraza hazir. Ama simdi degil. Simdi babasina bakiyor ve onu anliyordu. Kendisi de d?nyada en ?ok bunu isterdi: i?i sessizlessin, Kammerton sussun, herkes gibi ilik Optimumunu yiyip deniz gezisini bekleyebilsin. Ayarti disarida degildi. Ayarti kendi i?indeydi ve onu en ?ok korkutan da buydu.

Annesi yani basinda sofrayi kuruyordu. Tabaklarda sebzeli et vardi, ger?ek et, kalip degil. Ama ?st?ne, gerektigi gibi, her evde yapildigi gibi, d?zg?n bir tabaka h?linde Optimum Plus serpilmisti: her seye, her yemege, her zaman eklenen zorunlu ?esni. Onsuz olmazdi, b?yle yazilir, b?yle ?g?tlenir, herkes b?yle yapardi. Annesinin y?z? de mesguld?: y?z?n? duvardaki kadinin y?z?ne g?re ayarliyordu, saat ayari verilince saatini ayarlayan biri gibi. Kadin sicak g?l?ms?yor, annesi de isiniyordu; kadin ciddilesiyor, annesi de ciddilesiyordu. Ki bunu onda ?oktandir g?r?yor ve ?oktandir anlayamiyordu: bu ayarlanmis y?z?n altinda bir yerde annesi kalmis miydi, adada kendi canli, egri sesiyle sarki s?yleyen o kadin? Yoksa onu da bir esya gibi ?zenle disari tasiyip geriye tertemiz toplanmis bir g?l?mseme mi birakmislardi? Ama bazen. Bazen bir sey sizardi.

Duvar ?ocuklardan s?z edince sizdi.

bu ?atismanin enkazi altinda ?ocuklar uykuya dalardi, diyordu duvardaki kadin. Sesi bir an sessiz bir kederle doldu. Bug?n ?ocuklariniz g?ven i?inde uyuyor. Kimse onlari elinizden almayacak, askere ?agirmayacak, b?y?k bir fikrin altina g?mmeyecek. Yalnizca uyuyorlar.

Ve Kinin annesi birden durdu. ?ylece kalakaldi, elinde ?atal, masaya giden yolun yarisinda. Enkaz s?zc?g?nde y?z?nden, Kinin adini bilmedigi bir sey ge?ti: bir kasilma, bir g?lge, sanki i?eride, o toplanmis yerin altinda, biri bir saniyeligine pencereye yaklasip disariya, kendine ait, aciyan bir seye bakmisti. Bilegindeki Riza titredi ve sariya dogru kaydi: bedeni, i?inde y?kseleni ona sormadan ele vermisti. Ki o sariyi g?rd? ve nefesini tuttu. Ama annesi de g?rm?st?. Ve korktu, bilezikten degil, d?zg?n?n disina ?ikmis olmaktan, sarisini simdi herkesin fark edeceginden. Ki, annesinin i?inde y?kseleni nasil zorla, aceleyle geri ittigini g?rd?: bastiriyor, ?st?n? huzurla kapatiyor, var g?c?yle iyi seyleri, g?venli seyleri, ?ocuklarin iyi oldugunu d?s?n?yordu. G?ven i?inde s?zlerinde bilezigi yesil parladi: parlak, g??l?, her zamankinden koyu, tasacak kadar. Huzurdan gelen yesil degildi bu, kaygiyi s?nd?rmek i?in insanin i?ine ne kadar huzur bosaltmasi gerektiginden gelen yesildi. Fazla bastirmisti. Kendi eliyle. Ve bu parlak, taskin yesil  Ki bunu yakaladi, i?i ciz etti  tipatip adadakiler gibiydi. Her dem yesil. Agzina kadar doldurulmus, tasmis. Annesinin y?z? yerine d?nd?. ?atali masaya ulastirdi.

Anne, dedi Ki al?ak sesle.

Her sey yolunda, canim, diye karsilik verdi annesi ve Yayindan ?ikma bir g?l?msemeyle g?l?msedi. Ki pencerenin kapandigini, yaklasmis olanin da derine ?ekildigini anladi.

Eli ?zenle yiyordu. Sekiz yasindaydi ve m?kemmeldi. Ki ona bakarken, o g?ne dek bir araya getirmedigi seyi birden anladi: Eli ?l? degildi. Eli yalnizca mutluydu. Iyiydi, ??nk? evde huzur vardi, kimse kavga etmiyordu, annesi g?l?ms?yordu, babasi evdeydi. Tipki Kinin, k???kken ve g?rmeyi bilmezken o adada iyi oldugu gibi iyiydi. Eli rol yapmiyordu. I?inde hen?z hi?bir Kammerton duymuyordu, falsoyu isitecek bir seyi yoktu, bu y?zden de sahiden mutluydu: hen?z anlamasina izin verilmemis bir insanin ?ocuk?a, b?t?n mutluluguyla. Bu, oydu. Eli, oydu: duymadan ?nceki h?li. Ve bu, evdeki b?t?n ?l? seylerden daha ?ok sizlatti i?ini: kiz kardesi bir program oldugu i?in degil, mutlu bir ?ocuk oldugu i?in. Bir g?n ya uyandiracaklardi onu ve cani yanacakti, Kininki gibi; ya da hi? uyandirmayacaklardi. Ki hangisinin daha korkun? oldugunu bilmiyordu. Eli, yemeginden basini kaldirmadan duvarin ardindan tekrarliyordu, d?zg?n bir ?ocuk tekerlemesiyle, sevdigi bir sarkiyi s?yler gibi:

Ton. Riza. Sefkat. Bebegi de, kiz ?ocugu y?zl? k???k bir ev robotu, yarim ton yukaridan yanki gibi tekrarliyordu: Ton. Riza. Sefkat.

bir yakininizin ayari bozulursa, dedi duvardaki kadin, yumusak, neredeyse sevecen bir sesle, y?z ?evirmeyin. Onu Ayara kaydettirin, is isten ge?ip de kendisi kaydolmadan ?nce.

Duyuyor musun? dedi babasi ve o aksam ilk kez Kiye bakti. K?t?l?kle degil. Sefkatle. O verimli olaniyla. Dogrusu bu. Ki, bu sevgidir. Y?z ?evirmemek: sevgi budur. Bunu s?yledi ve tablolarina d?nd?. Az ?nce, oglunun yaninda, basini onaylar gibi sallayarak, ayari bozulani kaydettirmenin dogru olduguna razi oldugunu fark etmedi. Fark etmedi, ??nk? ?izelgede hizayi bozan satirin tam da bu masada oturdugunu ve elinde tabak tuttugunu d?s?nmedi.

Ki oturdu. Yiyebildigi kadar yedi. Yemegin tadi yoktu. Daha dogrusu g?r?n?s? d?nk?nden baskaydi: d?n balik, bug?n et, yarin tavuk olacakti; tadi ise hep ayniydi, ??nk? her seyin ?st?nde Optimum Plus vardi ve her yemegi bastiriyor, kendine benzetiyordu. Et, balik, sebze: hepsinde ayni tat, ilik, hi?bir seye benzemeyen, ilik k?git tadi. Sehir her g?n g?r?n?s? baska, tadi ayni yemekler yiyor ve bunu fark etmiyordu. Duvarda kapanis jenerigi basladi, yumusak bir m?zik. Bir ses, ?z?mseme i?in bir dakikalik sessizligi duyurdu ve herkes sustu: babasi tablolarinin, annesi toplanmis y?z?n?n, k???k Eli bosalmis tabaginin ?zerinde. Elinin bilezigi d?zg?n yesildi, yanindaki bebek d?zg?n yesil. Ve bu tayin edilmis sessizlikte, sefkatin ?z?msenmesi gereken bu sessizlikte, Ki b?t?n ailesinin, b?t?n evin, b?t?n katin, topraga kadar inen b?t?n kulenin nasil falso verdigini bedeniyle duydu: temiz s?yleyen, bastan sona ?l? koca bir koro. O koroda bir tek onun sesi baska perdeden ?ikiyordu ve bu ?yle acitiyordu ki insan avucunu g?gs?ne bastirmak istiyordu.

Bir dakikalik sessizlik bitti. Duvar yeniden konusmaya basladi.

Ki kalkti, yorgun oldugunu, odasina gidecegini s?yledi. Babasi basini kaldirmadan onayladi: Yatmadan ?nce D?zey al. K???k doz. I?im rahat eder. Annesi Yayindan g?l?msedi. Eli, iyi geceler, uyum i?inde, dedi, bebek uyum i?inde diye tekrarladi ve Ki ?ikti.

Odasina gitti ama orada oyalanmadi.

Odasinda, en alt ?ekmecede, esyalarin altinda, bu evde kimsede, bu kulede kimsede, belki b?t?n sehirde kimsede olmayan iki sey duruyordu. K???k, siyah bir kayit tasiyicisi: Lila ona, baska hi?bir yerde, hi?bir zaman duymadigi sesleri kaydetmisti. Yayinin m?zigi degil, meydanlarin ezgileri degil, bambaska, tanimadigi, sehrin hi?bir seviyesinde ?alinmayan bir sey: baska, eski bir d?nyanin sesleri ve telleri. Onlari dinlerken d?zg?n kalinamazdi. Bir de Lilanin silik kursunkalem ?izimi: Rizayi delip ge?en bir Kammerton. Ki tasiyiciyi cebine koydu, ?izimi elinde tutarak bir s?re durdu ve Lilayi d?s?nd?. G?gs?ndeki Kammerton o aksam ilk kez sizlamadi, baska t?rl? karsilik verdi: sicak, temiz, yaninda bir diyapazona vurulunca uyum i?indeki bir telin karsilik verisi gibi. Onun g?l?msemesini d?s?nd?: egri, ayarsiz, canli. ?izerken g?zlerini nasil kistigini, onun yaninda ton tutmasi gerekmedigini, hi?bir seyi tutmasi gerekmedigini, yalnizca var olabildigini ve Kammertonun sizlamadigini. I?indeki bu sey i?in bir keresinde ne dedigini hatirladi: Ki, bu bir ariza degil. Bu, senin canli olman. Onlarin hepsinde kirdiklari sey sende kirilmamis. Bu s?zlerden sonra korku degil, tersine baska bir sey duymustu: sanki biri ona ilk kez defolu degil, b?t?n demisti.

?izimi yeniden esyalarin altina sakladi, tasiyiciyi cebinde birakti ve sessizce ?ikti: odadan, sonra daireden. Dairede duvar h?l? d?zg?n bir sesle mirildaniyor, babasi tablolarinin, annesi toplanmis y?z?n?n basinda oturuyordu, Eli ?oktan uyumustu ya da uyur gibi yapiyordu. Katin yankili sessizligine ?ikti, merdivene, sehre.

Asagida sehir uzaniyordu: d?zg?n, yesil, baskasinin ninni sesiyle uyuyan bir sehir. Orada bir yerde, yanina gidip falso vermeden durabilecegi tek canli insan vardi, yaninda Kammertonun sizlamadigi, ?inladigi tek insan.

Asans?re gitmedi: asans?rde giriste Riza okunur, kamera kimin ne zaman indigini kaydederdi. Merdivene ?ikti: kimsenin kullanmadigi, asans?r varken neden kullansin, k?r bir acil durum merdivenine. Yankili bir beton kuyu: sahipsiz, ekransiz, sens?rs?z, b?t?n katlarin i?inden asagi uzanan. Ki bu merdiveni ?oktandir bilirdi: gizli patikasiydi, herhalde arada bir g?zden kaybolmasi gereken b?t?n sehir gen?ligi de bilirdi. Sahanliktaki pencere ger?ekti, Yayin degil. Y?z?ne r?zg?r ?arpti: soguk, sahipsiz, uyku haritasina g?re ayarlanmamis bir r?zg?r. Yukarinin temiz r?zg?ri yoktu burada. Burasi canli kokuyordu.

Bir de yagmur kokuyordu.

Ki yankili merdivenden indi, sonra asagiya ve yana dogru y?r?d?: binalar arasindaki ge?it k?pr?lerinden, y?r?yen merdivenlerden, Yayinin geceleyin bile konustugu b?y?k ekranli asma meydanlarin yanindan ge?ti. Seviye seviye ?teye, sehrin ?b?r ucuna, Lilaya gidiyordu, ona son kez gittigini hen?z bilmiyordu. B?t?n bunlarin ?st?nde ise  kulelerin d?zg?n yesil isiklarinin, asma meydanlarin ve ge?itlerin, ayni tempoda uyuyan on bir milyonun ?st?nde  aksamki hava tahmininde olmayan bir sey toplaniyordu. Bulutlar ?izelgeye g?re gelmiyordu. Saatli yagmura, ?nceden duyurulan yagmura aliskin sehrin ?zerinde al?akta, agir agir birikiyorlardi. Bu yagmur ise kendiliginden toplaniyordu, kimse duyurmamisti, o da kimseye sormamisti.

Yukaridan bakan biri  belki bakan da vardi  sehri asagida uzanirken g?r?rd?: koca, kat kat, temiz, yayini kapatilmis bir st?dyo gibi toplanmis. Ne bir leke, ne bir kirisik, ne fazladan bir ses. M?kemmel. Kademeleri basamak basamak asagi iniyordu ve her birinin kendi hayati vardi: yesillikleri budanmis asma bah?eler, aga?larin d?zg?n siralar h?linde durdugu parklar ve kanallar, seviyelerin i?inden, binalarin arasindan ge?irilmis, kiyilari sicak isiklarla aydinlatilmis dar su sokaklari. G?nd?zleri bu kanallarda kayiklar s?z?l?rd?. Insan herhangi birine binip gidecegi yere sessizce, acele etmeden, parklarin ve bah?elerin yanindan ge?erek varabilirdi. Ve bu g?zeldi, sahiden g?zeldi, m?kemmel d?zenlenmis bir sey ne kadar g?zel olabilirse o kadar. Simdi, gece vakti, kayiklar iskelelerde kipirtisiz duruyordu, su kara ve p?r?zs?zd?, ortalikta tek bir can yoktu. Ve bu isil isil, uyuyan kademelerin bir yerinde, yirmi birinci katin yankili acil durum merdiveninden, sirik gibi, on yedi yasinda bir delikanli iniyordu. Cebinde, bu sehirde hi?bir yerde ?alinmayan sesler vardi. P?r?zs?z?n ?zerindeki tek p?r?zd? o, kendisini bekleyenlerin oldugu yere dogru s?r?nen tek canli lekecik.

Yukaridan ilk damlalar d?smeye baslamisti bile. Ger?ek, agir damlalar. Bir g?n  bug?n degil, ama bir g?n  toplanan, biriken ve sokaklara yapismis ne varsa yikayip g?t?rmek i?in gelen damlalardan. Kimsenin ?agirmadigi yagmur. Hep kendiliginden gelen yagmur. Ki yakasini kaldirdi ve adimlarini siklastirdi.




B?l?m 3. Makam Odasi


O sirada  ayni gecede, ayni sehirde, yalnizca sehrin tam kalbinde  bir baska insan yukari ?ikiyordu.

Ilki, uzak kademelerde asagiya, topraga, sicaga dogru s?r?nen tek canli p?r?zse, bu ikincisi tam tersine, yukariya gidiyordu: sehrin tam merkezinde, b?t?n meydanlarin ve kanallarin ?zerinde, ?tekilerden y?ksek tek bir kule y?kselirdi; o kulenin i?inde, hep daha yukariya, sehrin bittigi ve g?g?n basladigi yere. O gece iki kisiydiler, her biri kendi merdiveninde, ayri y?nlere giden iki kisi: biri kademelerin uzak kiyisinda, topragin hemen yaninda, ?teki tam g?bekte, tepenin yakininda. Birbirlerinden habersizdiler, aralarinda ayni tempoda uyuyan b?t?n bir sehir uzaniyordu. Biri sevdigine iniyordu. ?teki, kendisini yapana ?ikiyordu.

Asistan kisaca iletmisti: babasi bekliyor. Ugramanizi rica ediyor degil, uygun oldugunuzda degil: bekliyor. Ariadna da st?dyo y?z?n? hen?z ?ikarmadan asans?re y?r?m?st?.

Babasinin makam odasi daha yukaridaydi. Bu kulede  sehrin, meydanlarinin ve kanallarinin ?zerinde, konut kulelerinden ayri y?kselen kulede  her sey y?kseklige g?re d?zenlenmisti: ne kadar yukari, kalbe o kadar yakin. Asagida st?dyolar, kurgu odalari, Yayinin hazirlandigi salonlar vardi. Onlarin ?st?nde aygit: kimsenin sesini y?kseltmedigi sessiz koridorlar. Daha yukarida babasi: y?ksekte, tepenin hemen altinda, ama tepede degil. En tepede ise, babasindan da yukarida, kulenin kalbinde Kronos vardi: Ariadnanin neredeyse hi? g?rmedigi, yanina hi? ?ikmadigi adam. Oraya, en ?st kata, onun i?in yol yoktu. Babasina ?ikiyordu, y?ksege, ama en yukariya degil. Asans?r giriste onu okudu: aliskin bir hareketle bilegini uzatti, Riza yesil yanip s?nerek ge?it verdi. Kabin yukari dogru hareket etti, yumusak?a, sarsmadan. Penceredeki sehir gitgide k???l?yor, g?k gitgide b?y?yordu. Katlar sessiz g?stergelerde birbirini izliyordu. Neredeyse hi? insan yoktu: ne kadar yukari, o kadar issiz, o kadar temiz, isik o kadar d?zg?n. Kademelerden birinde asans?re ciddi giyimli bir kadin bindi. Ariadnayi, yukarida her seyin yerini tutan o d?zg?n g?ler y?zle selamladi ve bir kat sonra tek kelime etmeden indi. Kapilar kapandi. Ariadna tek basina y?kselmeyi s?rd?rd?.

Tuhaf olan, her seferinde fark edip her seferinde aklindan kovdugu seydi: y?kseldik?e sessizlesen ?evresi degil, kendi i?iydi. Sanki her katta i?inden biraz hava ?ikiyordu. Asagida, st?dyoda h?l? bir sey titrerdi: yayinin artigi, masanin altindaki yumruk. Burada, yukarida bunlarin hepsi kendiliginden d?zlesirdi, ?t?n?n altindaki bir kirisik gibi. Babasinin kapisina vardiginda artik d?zg?n, p?r?zs?z ve bos olurdu. Bunu heyecana yormaya alismisti. Oysa burada heyecanlanacak g?? yoktu. Burada sanki hi? g?? yoktu.

Kapi, o dokunmadan a?ildi.

Babasi ?ayi kendi eliyle demlerdi, b?t?n kisiligi de buradaydi. Bu kulede asans?r kahveyi, insan daha cani ?ekmeden getirirdi. Yemek duvardan sicak ve kalorisine kadar hesaplanmis ?ikardi. Hava bile Ariadnanin uyku haritasina g?re ayarlanirdi, ??nk? adinin karsisindaki satirda ?yle yaziyordu. Babasi ise burada, yukarida, sehrin ?st?nde, suyu eski bir demir ?aydanlikta isitirdi. ?zerine egilirdi. Dinlerdi. Sanki su agzindan bir sey ka?iracakti da o bunu ka?irmak istemiyordu.

Sabirla koruk helva olur, dedi babasi, ona d?nmeden. ?aydanligi, ?iglik atmasina tam bir an kala ocaktan aldi. Gerisini kendin getir.

Dut yapragi atlas.

Atlas. ?ayi fincanlara doldurdu, buhar aralarinda ince bir perde gibi y?kseldi. Iyi s?zd?r. Yalan s?ylemez, yaltaklanmaz. Kolay olacak demez, d?zg?n olacak der. Hem dikkat et: ezilip helva olan koruk artik eksimez. Atlas olan yaprak artik hisirdamaz. Halk ezbere konusmaz.

Bu huyunu ezbere bilirdi: atas?zleriyle konusur, para ?st?n? baskasinin parasiyla verir gibi. ?ocukken bunu ihtiyarligina vermisti. Sonra anlamisti: zirh. Kendi s?z?n? s?ylersen hesabini kendin verirsin. Halkin arkasina saklanirsan konusan yoktur, koro vardir. Hadi, koroda tek bir girtlagi yakala. Babasi da saklanirdi. ?stelik  Ariadna bunu da bir g?n yakalamisti  onlari sivriltirdi. Sicak, mutfak kokan, ?ocukluktan tanidik bir s?z? alir, yarim tur ?evirirdi. Disi yine o nine s?z?yd?, i?inde ise bir bi?ak agzi parlardi ve insan neyle kesildigini anlamadan kesilirdi.

Asil tuhaf olan baskaydi: bunu anlayabilmesi. Bu s?zler sehirde ?oktandir duyulmuyordu. Yayinin d?zg?n dili onlari temizlemisti, fazla olan her seyi temizledigi gibi. ?evresindeki insanlar p?r?zs?z, birbirinin ayni, ikinci bir dip olmadan konusurdu, ??nk? dip diye bir sey tasimiyorlardi. O ise duyuyordu. Ikinci katmani da duyuyordu, yumusagin altindaki bi?ak agzini, sanki bir tek onda buna kulak kalmisti, temizlenmemis, ulasamadiklari bir k?se. Bazen Ariadna d?s?n?rd?: bu d?s?nceler bende nereden? Neden h?l? b?yle yapabiliyorum: kulak vermeyi, tuzagi sezmeyi, dikisi g?rmeyi? Herkes unuttu. Ben unutmadim. Bunun bir armagan mi, yoksa yarim birakilmis bir is mi oldugunu bilmiyordu.

Bu aksam iyi konustun, dedi babasi, otururken.

Bu kadar. Konusma baslamisti. ?ay, ona ayakta baslamamak i?in bir bahaneydi yalnizca.

Yayini bedeniyle hatirliyordu. B?t?n sehrin izlemek zorunda oldugu Kusursuz Ahenge Giden Yol, ayni anda b?t?n duvarlarda kendi y?z?: sakin, Ayarin bir ?? degil, en y?ksek sefkat oldugunu anlatiyor. Masanin altinda yumrugunu nasil siktigini hatirliyordu, bembeyaz kesilene dek, sesi titremesin diye. Yillarca bu yumrukla avunmustu: iste benim olan, gizli olan, kameranin ulasamadigi sey. Masa tablasinin altinda ?zg?r bir el. K???k, kisisel, kimsenin olmayan.

Metni okudum, dedi. Kelimesi kelimesine.

Kelimesi kelimesine. Yalniz sefkatte sesini d?s?rd?n. Yarim ton. Kendini ikna eder gibi. ?ayina ?fledi, buhar salindi. Sessizlikte fark ettiler. Ag bir aksamda y?zde on bir b?y?d?. Bir s?re sustu, rakami baskalarinin kizini seyrettigi gibi seyrederek.

Ates olmayan yerden duman ?ikmaz, derler. D?r?st olanin dumani daha ?ok t?ter, kizim. Hirsiz hi? degilse ne sakladigini bilir, atesini k?ller. D?r?st olan ise alev alev yanar da b?t?n sehrin neden d?n?p kendisine baktigini bir t?rl? anlayamaz.

?ay duman ve adini bilmedigi bir ot kokuyordu. Adini hi? sormamisti, bu evde sifresi ??z?lmemis tek seyden de yoksun kalmamak i?in.

Bunu bile bile yapmisim gibi konusuyorsun.

Bile bile mi?

Usulca. Iki yudum arasinda. Pencereden cereyan yapiyor mu diye sorar gibi.

Ve iste o anda ayaginin altindaki zemin kaydi. Korku degildi. Korkuyu avucunun i?i gibi bilirdi: korku sicakti, canliydi, onunla bas edilirdi. Bu soguktu. Kendi merdiveninde, her oyugunu el yordamiyla bildigi karanlikta, olmayan bir basamaga basmak ve aradaki bosluga d?smek gibiydi.

??nk? bilmiyordu.

Sefkatteki ses: evet, onu d?s?rm?st?, hareketin kendisini hatirliyordu, girtlagindaki o yumusak inisi. Ama karar? Karar verdigini hatirliyor muydu? Yoksa girtlagi kendiliginden mi ??km?st?, ??nk? i?inde bir yerde, yirmi yil ?nce beyaz odada ayarlanan o yerde, ?nceden yazilmisti: burada sesini d?s?r, burada onlara bir ?atlak ver, seni o ?atlaktan sevsinler.

Neden s?z ettigini anlamiyorum, dedi ve bunun ne kadar d?zg?n ?iktigini isitti. Kendi d?zg?nl?g?nden i?i buz kesti: optimize edilmisler b?yle d?zg?n konusurdu, ?oktan atlas olmuslar.

Babasi ona bakiyordu. Ariadnanin ad koyabilecegi bir ifade olmadan. Yakasinin altinda, boynunda, ince ve ?oktan beyazlamis yara izi sizladi, hep burada sizlardi, bu makam odasinda, d?nyanin baska hi?bir yerinde degil. Doktorlar buna doku hafizasi, hayalet agri diyordu. Canli bir sey yok, iz iste, diyorlardi. Ama iz, babasinin bakisi altinda uyaniyordu ve Ariadna, bedenin kafadan aptal olduguna inanmayi ?oktan birakmisti.

Alti yasindaydin, dedi babasi. Ona degil, yara izine cevap verdigi belliydi. ?gle yemeginde, sokaktaki insanlarin neden hep ayni g?l?msedigini sordun. Basini salladi, bu sallayista neredeyse canli bir sey titredi: eski, k?t? dikilmis bir korku.

B?yle bir soru karsisinda baska bir babanin sa?lari ?orbayla ana yemek arasinda agarirdi. Sehrin iki numarali adaminin kizi, hizmet?ilerin ?n?nde, ?evresindeki herkes resim mi diye soruyor. Sahane. Bir pencereyi a?ip meydana bagirmadigin kalmisti, is saglama alinsin diye.

Sen ne yaptin peki.

Yemegimi bitirdim. D?zg?n bir sesle. Sonra da ?yle sorular seni bir daha kesmesin diye gerekeni yaptim. S?z agizdan ?ikti mi, yaydan ?ikmis ok gibidir: geri gelmez. Bunu herkes bilir. G?zlerini ona kaldirdi, i?lerinde ne zafer vardi ne sicaklik, yalnizca ?iplak bir kesinlik. Ben sana bilinmeyeni s?yleyeyim. Oku geri ?agiramazsin. Ama okun ?ikmak ?zere oldugu yayi tutabilirsin. ?nceden. Usulca. Bu, meger hem daha ucuz hem daha merhametliymis. B?yle sorular soran ?teki ?ocuklari g?zden ka?irdilar, sonra da b?sb?t?n aldilar, d?n?s? olmamak ?zere. Ben seni kendim g?zden ge?irmeyi yegledim. Azar azar. Kendi elimle. Insanin kendi eli keser, ama kendi elidir.

Sen buna g?zden ge?irmek mi diyorsun?

Bunun y?z adi var, hangisini istersen se?. Bir yudum aldi. Damlaya damlaya g?l olur. Neyin damladigini soran olmaz, yazik. Damlayan d?nk? sensin, kizim. Sokaktaki o g?l?msemelerin canini nasil yaktigini hatirlamiyorsun ya. B?t?n mesele de bu. Ge?mise mazi, yenmise kuzu derler; mazisini anmayana ne dendigini ise s?ylemezler: o, boslugun ?st?nde durur da tasin ?st?nde durdugunu sanir. Sen anmiyorsun. D?zg?n duruyorsun. Ellerini, avu?lari yukari, iki yana a?ti, numarasinin sonundaki bir hokkabaz gibi degil, kendisinden alinacak bir sey kalmadigini, ellerinin bos oldugunu g?steren biri gibi. Simdi bana inanmiyorsun ya: isin tuttugunun b?t?n belgesi bu. Canin yansaydi inanirdin.

Asagida, pencerenin ?ok altinda, koca bir mahalle birden s?nd? ve yeniden yandi: sokak aginin ?zerinde eszamanli bir karincalanma, sanki biri sehri bir g?z gibi kirpmisti. Tekleme. Son haftalarda siklasmisti bunlar. Kimi kalibrasyon diyordu. Kimi UYUM. Sehrin baska baska seyler s?ylemeye baslamasi ise teklemelerden de b?y?k haberdi: daha bir yil ?nce sehir konusmazdi. Razi olurdu.

Bir yayin hazirlaniyor, dedi babasi. Sesi kisa, is g?r?r bir notaya oturdu. Ariadna bu degisiklige neredeyse sevindi: insan, doktor tatli dili birakip ise koyuldugunda b?yle sevinir. B?y?k bir yayin. ?oktandir benzeri olmadi. Canli yayin, kayit degil, dikkat et, bu ?nemli: canli, b?t?n d?nyaya, ayni anda. I?inden neredeyse ?ocuksu bir oyun atesi sizdi, babasinda yalnizca iyi d?s?n?lm?s bir hamlenin ?ncesinde yanan o ender kivilcim. Bir y?netmen ya da yazan biri de, salonu yerinden oynatacagini ?nceden bildigi sahnenin ?ncesinde herhalde b?yle tutusur. Bir yillik emek. Her sey tek bir noktada birlesiyor: tek bir aksamda, tek bir canli yayinda. Insanlar bunu uzun s?re hatirlayacak. ?ok uzun s?re.

Bunun tadini ?ikariyordu, neyin tadini, adini koymadan. Koymasi da gerekmiyordu. Hayran oldugu seyin ama? degil, icra oldugu belliydi: tasavvurun temizligi, hamlenin hamleye nasil uyumla oturdugu.

Ariadna neden s?z ettigini sormadi. Dogrudan cevap vermeyecegini biliyordu, zevkinin yarisinin da tam bu yarim birakista oldugunu.

Kronos senin sunmani istiyor, dedi babasi ve fincaninin ?st?nden ona bakti. B?t?n umut sende, kizim. Bunu senden iyi kimse yapamaz. Bir s?re sustu. Ben reddetmeni yeglerdim.

Ve Ariadna neredeyse hayran kalacakti: tuzak o kadar uyumla dikilmisti. Oysa tam olarak neyi sunmasinin istendigini h?l? ?grenememisti: babasi adini koymamisti; sormak ise umursadigini g?stermek olurdu. Ama zanaatini bilirdi. B?yle bir yayinin nasil hazirlandigini, ne olacagini, b?t?n sehrin neden canli baglantiyla tek bir noktaya toplandigini bilirdi: bayram b?yle duyurulmaz. B?yle g?sterilir. Birini, herkese, ibret olsun diye. Babasinin o uzun s?re hatirlayacak s?z?n? agzinda nasil sessiz bir hazla evirip ?evirdigini g?rd?k?e sirtindan bir sezginin sogugu ge?iyordu, sonuna kadar d?s?nmeye izin vermedigi bir sezginin.

Tuzak da suydu: hamle yoktu. Sunmaya razi olursan onlarin eli olursun, kendinin bile hen?z bilmedigi bir seyi yerine getirirsin. Reddedersen bir nedenin var demektir, demek i?inde bir sey direniyor, demek o nedenin i?inde yasadigi kisi sensin. Bu da artik delildir. Babasi, kendi kazancina yazilmayacak tek bir hamle birakmazdi. Hi? birakmazdi, damada bile, Ariadna sekiz yasindayken ve o bile bile yenilirken bile. ?yle ustalikla yenilir, kaybini son hamlesine kadar ?yle ?l?erdi ki Ariadna, ona tayin gibi dagitilmis bir zaferin gururuyla gecenin yarisini uykusuz ge?irirdi.

Ve o zaman, haritasinda olmadigina inanmak istedigi bir sey yapti, ??nk? bu ne isyandi, ne boyun egmek, ne de ikisi arasinda bir se?im.

Fincanini birakti. I?meden. Masanin tam ortasina koydu, babasiyla kendisinin tam arasina. Ve hi?bir sey s?ylemedi. Evet demedi. Hayir demedi. Sabaha kadar d?s?neyim demedi. Sessizlik. P?r?zs?z, tutunacak tek bir yeri olmayan bir sessizlik. Babasi  Ariadna onun g?zlerinin hafif?e kisildigini, o aksam ilk kez sesindeki tona uzandigini ve ton bulamadigini g?rd?, ??nk? ses yoktu  bu sessizligin i?ine hi?bir sey yerlestiremedi. Bekledi. Beklemeyi bilirdi, beklemek onun ikinci meslegiydi, belki de birincisi.

Ve  Ariadna bunu yakaladi, y?regi hop etti  sessizlik i?in bir atas?z? bulamadi. Var olan ikisini yokladi, S?z g?m?sse s?k?t altindiri, S?k?t ikrardan geliri, ve ikisini de birakti: yeri degildi. Halk, susmak ?zerine s?z s?ylemekte cimridir, susmayi sevmez, ??nk? susarken kimsenin arkasina saklanilmaz. Sessizlik herkes i?in tektir, ama herkesinki kendinindir. Ariadna onun korosunu yokladigini ve koroda gereken sesi bulamadigini g?rd?. B?t?n aksam boyunca ilk kez ondan p?r?zs?z ?ikmayan bir sey olmustu.

?ay soguyacak, dedi babasi sonunda. Atas?z? olmadan. Kendi adina. Ve kendi adina s?yledigi i?in Ariadnanin i?i, o ana dek s?ylenenlerin hepsinden daha ?ok sizladi.

Soguyacak, diye karsilik verdi Ariadna. Ve yine sustu.

?zg?r m?yd?, bilmiyordu. Ve o anda sakin, neredeyse ferahlatici bir a?iklikla anladi: artik hi?bir zaman bilemeyecekti. Bu bilgi ona yapisi geregi verilmemisti, renk bir cihaza nasil verilmemisse ?yle: cihaz rengin adini koyar, onu ?l?er, bilesenlerine ayirir, ama g?rmez. Ama bir seyi fark etmisti ve simdi onu kaburgalarinin altinda tutuyordu, masanin altinda sikili bir yumruk tutulur gibi. Babasi onu ?mr? boyunca okumustu, onu ve onun agzindan b?t?n halki. Sessizligi ise okuyamamisti. Ne o. Ne arkasindaki koro. Demek bir yarik vardi.

Bu yarik kendisinin miydi, yoksa kendi buldugunu sansin diye bile bile a?ilmis bir yarik daha miydi, yine bilmiyordu. Ama hatirladigi b?t?n yillar i?inde ilk kez  kendini ancak alti yasindan beri hatirliyordu, daha ?ncesi, derine dogru, kesilmis gibi p?r?zs?zce kopuyordu  ilk kez, yarigin var olmasi ona yetti. Kimin eliyle a?ildigina dair belge olmadan.

Asagida bir mahalle yine g?z kirpti: daha uzun, daha karanlik, sanki sehir nefesini tutmustu. Babasi, b?t?n aliskanliklarinin tersine, pencereye ilk d?nen oldu. Uzun uzun asagiya, s?n?p canlanan karincalanmaya bakti. Ve agzindan usulca bir s?z d?st?, ona degil, cama:

Su akar, yolunu bulur.

Ariadna neden s?z ettigini sormadi. Asagidaki isiklardan mi. Sehirden mi. Ondan mi. Yoksa su anda kulenin en dibinde, b?t?n katlarin altinda, sunucularin demir sessizliginde demlenmekte olan ve babasinin, o kadar kulagina ragmen, hen?z y?ksek sesle adini koymadigi seyden mi.




B?l?m 4. K?s 62


Asagida ise, Ariadnanin babasinin penceresinden baktigi yerde, yagmur yagiyordu. O yagmur: izinsiz, ?agrilmamis, b?t?n aksam toplanan. Sonunda bosalmisti, ?stelik saatinde degil. ?izelgeli yagmura aliskin sehir saskin saskin islaniyordu. Su, asma ge?itlerin camindan akiyor, ge?it k?pr?lerinden s?z?l?yor, y?r?yen merdivenin ?st?ndeki tenteyi d?v?yordu. Tek t?k yoldan ge?enler baslarini kaldiriyordu: belki ariza mi diye bakmak i?in, belki de yalnizca islak bir y?z? hi?bir yayin iptal edemedigi i?in. Ki bu yagmurun i?inde asagi iniyordu, kademeden kademeye, hep daha asagiya, sehrin vitrin olmaktan ?ikip kendi tersine d?nd?g? yere. Yukarida, konut katlarinda her sey parliyor ve ton tutuyordu; asagi indik?e ise her sey daha d?k?k, daha canliydi: Ahenk Su, Optimum Bu tabelalari s?n?yor, kanallarin isiklari yerini soluk lambalara birakiyor, y?r?yen merdivenler zorlanarak, takirdayarak ilerliyordu. Hava artik klimalarin ozonu degil, su ve pas kokuyordu. Burada asagidakiler denenler topragin hemen dibinde yasardi, yukarida bu s?z hafif bir tiksintiyle s?ylenirdi. Ki ise buraya, havasiz bir odadan serinlige dalar gibi inerdi: burada nefes alinabiliyordu. Ve isiklar g?z kirpti. Bir anda, b?t?n sokak aginda: sokak lambalari, ekranlar, kanallarin isiklari yarim saniyeligine s?nd? ve yeniden yandi, karincalanarak, sanki sehir g?z kirpmisti. Tekleme. Son haftalarda siklasmisti bunlar. Yukarida, makam odalarinda ayni karincalanmaya su anda pencerelerden bakiyor, kimi kalibrasyon diyordu, kimi SADI. Burada, asagida kimse basini bile kaldirmadi, kirptiysa kirpti, alismislardi. Ki bir an adimini sasirdi, karanligin ge?mesini bekledi, y?r?meyi s?rd?rd?. K?se iki d?neme? kalmisti. K?s 62 hep a?ikti. Sehirde kimsenin ne zamandan beri diyemedigi tek sey de buydu.

Geri kalan her seyin bir baslangici vardi: UYUM su tarihte a?ilmisti, Yayin su tarihte baslatilmisti, Ayar iyilik i?in getirilmisti. K?s ise yalnizca vardi: bosalmis iki bulvarin birlestigi k?sede bodur, salas bir lokanta. Tabelasi o kadar uzun zamandir degistirilmemisti ki bir zamanlar isigi yanar miydi, kimse hatirlamiyordu. Ve kapanmazdi. Hi?: ne sehrin UYUMa teslim edildigi ve herkesin uyum i?inde uyumasi gerektigi gece, ne sabaha karsi, ne de zorunlu izleme saatlerinde. Her seyin bir d?zeni olan sehirde K?s d?zenin disinda, gece g?nd?z ?alisirdi, kapatilmasi unutulmus bir sey nasil ?alisirsa ?yle. Bir delikanli buraya hangi saatte gelse ayni buhari, ayni ugultuyu, k?lahinin basinda yine birilerini bulurdu. Zamanin ona da, baslangicina da g?c? yetmiyordu. ?ag ?ncesinden kalma bir yer, derlerdi. Sahiden ?atisma ?ncesinden kalma tek yer: yakmamislar, optimize etmemisler, adini Ahenk Bilmem Ne diye degistirmemisler, yalnizca ?alismaya birakmislar, unutmus gibi. Onu kimin islettigini, kimin i?eri aldigini, ona neden dokunulmadigini bilen yoktu. Herkes de tam bu y?zden buraya akardi.

Ki kapiyi itti ve y?z?ne sicak ?arpti: buhar, ?esit ?esit baharat kokusu  hi?birini tanimiyordu, sehirde hi? koklamamisti, adlarini koyamazdi  ve hi?bir yayinin d?zeltmedigi canli seslerin ugultusu. Burasi, duvardan verilen degil, pisirilen yemek kokuyordu.

Ge? kaldin, dedi Lok, ufak yazisiyla doldurdugu pe?etelerle kapli masadan basini kaldirmadan. Sensiz ???nc? teoriyi de g?md?m.

Lok her zamanki yerlerinde, dip duvarin yaninda, enstalasyonun altinda oturuyordu. Kinin kafalilar dedigi cinstendi: bir yetkilinin ogluydu, iyi bir kuledendi, temiz bir Rizasi ve Kinin sokulmadigi yerlere girisi vardi. Yine de yukaridakilerin i?inde Kinin hoslandigi tek kisiydi. Lok d?nyanin uyumsuz kuruldugunu anliyordu. Zekice, ayrintili, rakamlarla anliyordu. Yalniz bunu kafasiyla anliyordu, bir teorem anlasilir gibi, Kinin sizladigi ve a?iklayamadigi, g?gs?ndeki o yerle degil.

Otur. Al, soguyacak. Lok bir k?lahi ona dogru itti.

K?lahlar K?s usul?yd?: tam o a?iyla sarilmis ??gen bir yufka  altmis iki derece, Lok bir keresinde iletkiyle ?l?m?s ve bir hafta mutlu dolasmisti , ?st? a?ik, i?i krem ya da ezme gibi koyu, sicak bir seyle dolu. Acele etmeden, ?stten isirilarak yenirdi. Yaninda et suyu i?ilirdi. Yalnizca et suyu ve ezme ?orbalar, kemirilecek kati hi?bir sey yoktu. Ki bir keresinde, burada yemegin bile d?zg?n oldugunu d?s?nm?st?: akiskan, sicak, dis istemeyen. Ama K?ste bu nedense insani kizdirmiyordu, yukarida kizdirdigi gibi. ??nk? tadi vardi. ?esit ?esit. Sehirde, yemek ne kadar degistirilirse degistirilsin hepsinin ?st?nde duran o tek, ilik, hi?bir seye benzemeyen tat degil. Burada Optimum Plus serpilmezdi. Burada et suyu et suyuna benzer, yesil ?orba acimsi olur, acilisi sahiden yakardi, her seferinde de baska t?rl?. Bu yemeklerin adini koymak m?mk?n degildi, adlari yoktu zaten, hi?bir men?de, kelimelerle anlatilabilecek hi?bir sey. Yalnizca tadilabilir, dille taninabilirlerdi. Her seyin bir etiketi olan sehirde burada adsiz ve canli bir sey duruyordu. Ki bazen, yalnizca bunun, ?orbanin tadi olmasinin bile su? sayilmaya yetecegini d?s?n?rd?.

Su i?er misin? Lok, etiketi solmus Denge sisesini basiyla g?sterdi. Yalniz sunu bil. Sesini al?altti, sokuldu, g?zleri parladi. Bir s?ylentiye g?re sahibi i?ine D?zey katiyormus. Mikrodoz. Herkes burada b?yle uslu uslu otursun diye. Bir baskasina g?re ise ilke olarak katmiyormus, K?s de bu y?zden sehirde d?r?st su i?tigin tek yermis. Lok memnun, arkasina yaslandi. Isin g?zelligi de su: sinanamiyor. Hi? bilemeyeceksin. I?iyorsun ve bilmiyorsun: seni y?netiyorlar mi, yoksa nihayet y?netmiyorlar mi.

Sen ne d?s?n?yorsun? diye sordu Ki, bir yudum alip.

Ben d?s?nm?yorum, dedi Lok neseyle. Ben koleksiyon yapiyorum. D?s?nmek taraf se?mek demek, taraf se?enin basina ne geldigi de malum. Ben yalnizca teori topluyorum. K?s hakkinda kirk kadar var bende. Siginakmis. Sahibi, ?ag ?ncesinden kalma son canli insanmis, iki y?z yasindaymis. Buradan eski t?nellere bir ge?it varmis. UYUMun bu yerden haberi yokmus, k?r noktasiymis burasi. Pe?etelere vurdu. Sa?ma tabii. B?t?n teoriler sa?ma. Ama g?zel.

Bunu hafiften alarak, g?lerek s?yl?yordu ve Ki neden hafiften aldigini anliyordu: agirdan almak artik uyum i?inde olmamakti, sari bilezikti, sorulardi. Lok b?t?n bunlari bir oyun gibi, bir pul koleksiyonu gibi tutuyordu, merakin hen?z rizasizliga d?nmedigi o g?venli derinlikte. G?l?mseyerek anlatilan komplo teorileri: isyanin en uyumlusu. Kendisinden alinacak bir sey olmayan isyan.

Ha, bu arada. Lok canlandi, yeni bir pe?ete ?ekti. Taze haber. Peder d?n eve geldi, anlatiyordu. O Toplantiya gidiyor, onu i?eri aliyorlar. Bunu, yabanci bir d?nyanin tam kapisinda duran bir ogulun kirinti toplarkenki o nefesi yari kesilmis sesiyle s?yledi: i?eri giremez, ama yakindadir, kulak misafiridir. Beni tabii esiginden bile sokmazlar, yasim k???k, r?tbem yok. Ama peder bazen agzindan ka?irir. Yukaridakilerin ?yle bir bulusmasi varmis. Kapali. Bilmem ka? zamanda bir. Birbirlerine bir seyler satiyorlarmis.

Ne satiyorlarmis? Ki yarim kulakla dinleyerek ?igniyordu.

O belli degil iste, b?t?n tadi da orada. Lok sesini al?altti, sokuldu, tam havasindaydi. Peder dogru d?r?st anlatmadi, ayrintida cimridir, ben ona ?ekmemisim. Ama diyor ki orada yalniz esya yokmus. Orada parmaklarini oynatti, kelime arayarak, duygular da varmis galiba. Birilerinin. Kaydedilmis. D?s?nebiliyor musun? Altinlar i?inde bir salon oturuyor ve onlara birinin, ne bileyim, aglayisini kakaliyorlar. Ya da g?l?s?n?. Onlar da bunun i?in birbirini yiyor. Peder diyor ki tek bir par?aya ?yle bir para vermisler ki bana ?? ?m?r yetermis. Lok hik?yenin ?ilginligiyla parlayarak arkasina yaslandi. Vay be, ha? Tokluktan azmislar. O kadar sikiliyorlar ki baskasinin i?ini satin aliyorlar. Karinlari tok, her seyleri var, onlar da Parmagini sakaginda ?evirdi. Kirkinci teori say. En hastasi: ne kadar yukari, o kadar bos, baskasinin hakikisi de onlara o kadar pahali. Kikirdadi. Sa?ma iste. Ama g?zel.

Ki omuz silkti: zenginler uzaktaydi, onun kendi acisi vardi, daha yakinda. Ama Lokun bu sa?maligindaki bir sey  baskasinin i?ini satin aliyorlar, ne kadar yukari, o kadar bos  bir saniyeligine g?gs?ndeki sessiz sese dokundu, anlasilmaz, ge?erken, sonra unutuldu.

?evrede lokanta yasiyordu. Yan masada ?? kiz sinir oynuyordu: birbirlerine takiliyor, tartisiyor, kahkaha atiyorlardi. Bir yandan da bileziklere g?z ucuyla bakiyorlardi: kimin Rizasi sariya daha ?ok yaklasacak diye. Kim tam kenara kadar g?t?r?r de sariya d?smezse o kazanirdi, cesur olan oydu, neredeyse ayari bozuldu ama tutundu. Bir kibrit boyu atesle oynamak. I?lerinden biri, en g?z? kara olani, arkadaslarinin ?igliklari arasinda bilezigini a?ip b?sb?t?n ?ikardi, on saniyeligine, on bes saniyeligine, y?regi ne kadar yettiyse: ?iplak bir bilek, ton yok, g?zetim yok, yasak ?iplaklik. Sonra aceleyle yeniden takti, ??nk? ?ikarilmis bilezik artik oyun degildir, ihlaldir, ?iplak bilek i?in gelirler. Kizlar dehset ve keyifle ?iglik ?igligaydi. Dipteki masada iki oglan, acemice, baska iki gen?le tanisiyordu ve b?t?n fl?rtleri bilezikler ?zerinden y?r?yordu: bileklerini tokusturdular, birbirlerine numara, m?zik, bir k?lah i?in bu benden diye k???k bir ?deme ge?irdiler. Bilezik hem c?zdandi, hem baglanti, hem tasma, hepsi birden. Tasmayi fark etmeden, tasma ?zerinden fl?rt ediyorlardi. Ki b?t?n bunlara bakiyor ve seviyordu, insanin, elinden alinmak ?zere oldugunu hissettigi bir seyi sevdigi o h?z?nl? sevgiyle. Siradan. Canli. Kenarla oynuyorlar, kenarin ger?ek oldugunu bilmeden.

K?s?n m?sterisi karisikti, tuhafliginin bir yani da buydu. En ?ok gen?ler vardi. Burada baska her yerdekinden biraz daha serbest dururlardi: sesleri daha y?ksek, g?l?sleri daha hir?in, bilezikleri daha sari, kimse de onlari hizaya ?ekmezdi. Ama yalniz onlar degil. Tezg?hta, optimize edilmis sehirde artik hi? kalmamis gibi g?r?nen cinsten bir ihtiyar kamburunu ?ikarmis otururdu, et suyunu susarak i?erdi, bir saat, iki saat. Asagi katlardan bir is?i ugrar, ellerini bardakta isitirdi. Bazen de  Ki bunu ?oktan fark etmisti  yukaridan gelenler olurdu. Bakinca anlasilanlardan: pahali bir takim, tertemiz bir bilezik, y?ksek katlarin insanina ?zg? d?zg?n bir durus. Tesad?fen girmis gibi girerlerdi, yan yan, y?zlerini saklayarak, yanlis kapidan girmis?esine. Bir k?lah alir, et suyunu k?sede aceleyle i?er, ayni sessizlikle kaybolurlardi. Onlarda hirsizca, a? g?zl? bir sey vardi: buraya yemeye degil, yukarida, o cam temizligin i?inde bulunmayan bir seyden bir yudum kapmaya gelirlerdi. Ki neyden oldugunu bilmiyordu. Yalnizca kaydediyordu: bir sey onlari buraya, asagiya ?ekiyordu, onu ?ektigi gibi. Nedenini ise ne onlar s?yleyebilirdi ne o.

Tezg?hin arkasinda tek bir kisi isleri g?r?rd?: gen? degil, g?ze batmayan, akilda kalmayan y?zlerden. Bardaklari siler, et suyunu doldurur, yufkalara o koyu kremi s?rer, onlari o a?iyla k?lah yapar ve tezg?hin ?st?nden uzatirdi. Hepsini susarak, Yayinin g?ler y?z? olmadan, uyum i?inde iyi g?nler demeden. Ne adini bilen vardi, ne nereli oldugunu, ne de buranin sahibi mi yoksa kendisi gibi bir siginti mi oldugunu. O yalnizca K?s?n yanindaydi, buharin ve ugultunun K?s?n yaninda oldugu gibi. Onlar gibi, hep varmis gibiydi. Ki ona basiyla selam verir, o da karsilik verirdi. B?t?n tanisiklik bundan ibaretti, yillardir.

Lokla oturduklari masanin ?st?nde enstalasyon uzaniyordu: tozlu cam levhalar, teller, baska bir seyler, kimse kurcalamamisti. Ama penceredeki isik egik d?st?g?nde, belli bir a?iyla  belki de o a?iyla, K?s?n a?isiyla , duvarda birden g?lgeler y?r?meye baslardi. Siluetler. Kimildar, birbirine akarlardi, sanki orada, o tozlu camin i?inde biri yasiyor ve dolasiyordu. Gen?ler ?oktan alismisti, baslarini kaldirmazlardi. Ki ise kaldirdi. G?gs?ndeki o sessiz ses, soldaki, karsilik verdi: kisa, anlasilmaz, dogruya karsilik verdigi gibi. Bunun ne oldugunu, neye yaradigini bilmiyordu. Kimse bilmiyordu. G?lgeler duvarda y?r?r, g?nes kayinca s?nerdi, geriye yine tozlu bir hurda kalirdi.

Masalarinin yakininda, bir cam kubbenin altinda ise o dururdu: Kinin her zaman gereginden uzun baktigi o nesne. Gen?ler ona antika derdi, ??nk? onlar i?in antikaydi, ?ok eski, anlasilmaz: siyah bir kutunun ?st?nde siyah bir disk, ucunda igne olan ince, kivrik bir kol, hepsi tozlu camin altinda, bir yadig?r gibi, m?zedeki bir kemik gibi. Ne oldugunu bilen yoktu. Daha dogrusu kelimeyi biliyorlardi, pikap, ama neye yaradigini bilmiyorlardi: diskin d?nmesi, ignenin ona dokunmasi gerektigini, bundan bir sesin dogdugunu, canli, sicak, cizirtili, hi?bir seyle d?zeltilmemis bir sesin. Kubbenin altinda duruyor ve susuyordu. Belki y?z yildir susuyordu. Ses vermek i?in yapilmis, ses vermeyi unutmus, k?sede camin altinda unutulmus bir makine. Koca bir salon dolusu gen?, k?lahlarini onun yanindan ge?erek yiyordu, bu ?l? seyin bir zamanlar tam da hepsinin eksikligini duydugu ve adini koyamadigi seyi yaptigini bilmeden.

Lokla yediler, kimi zaman susarak, kimi zaman havadan sudan, hi?bir seyden s?z ederek. Aksam akiyor, ?evredeki ugultu akiyor, et suyu elleri isitiyordu. Sonra, bir es aninda, Ki kalkti  neden kalktigini kendi de bilmeden, her zaman kalktigi gibi , cam kubbenin yanina gitti ve ?zerinde donup kaldi.

Ki susan pikaba bakiyordu ve i?indeki Kammerton sizliyordu. Usulca. B?t?n bu lokanta i?in: burada canli olan siradan g?r?nmeye ?alisiyor, ger?ek olan camin altinda unutulmus duruyor, ?ocuklar kenari bilmeden kenarla oynuyordu.

Kutunun yan y?z?nde, tozlu camin altinda bir zamanlar bir ad vardi: bunu yapanin adi. Simdi ondan geriye ?izikler kalmisti. Biri harfleri kazimisti, ?ok ?nce, ?zenle, geriye yalnizca kabartmanin g?lgesini, kelimenin hayaletini birakarak. Ki g?zlerini kisti. Bakis dogru a?iyla gezdirilince harflerin bir kismi h?l? se?iliyordu: bir par?a, bir baslangi?, V ile baslayan bir sey, sesle ilgili bir sey. Gerisi sifira kadar silinmisti. Sanki ad bile bile silinmisti, zamanla degil, elle, kalmamasi gereken bir sey nasil silinirse ?yle. Bunun onu neden susan pikabin kendisinden daha derinden ?izdigini Ki de bilmiyordu. Yalnizca, silinmis yere baktiginda sizi biraz y?kseliyordu. Sanki orada, ?iziklerin altinda bir sey saklaniyordu.

Yine takildin, dedi Lok. Laternana. Dinle, bir teori var: geceleri, kimse yokken ?aliyormus. Kendi kendine. Burnundan g?ld?. Sa?ma, belli. Ama g?zel, degil mi? Bu arada, onu kimin yaptigini bilen yok. Adini biri silmis. Bir teori daha: b?yle bir sesi yapmayi bilen bulunmasin diye silmisler. Lok sakagina vurdu. Bende kirk tane var, s?ylemistim.

G?zel, dedi Ki, silinmis yerden g?z?n? ayirmadan. Dengesini bitirdi, su anda y?netilip y?netilmedigini yine ?grenemeden. Kalkti.

Lilaya gidiyorum, dedi.

Lok y?z?n? burusturdu, kizmadan, aliskanlikla:

Ayari bozuk ressamina. Ki, basina is a?acaksin onunla. Her seyi s?yledigi gibi hafiften s?yledi bunu, ama g?zlerinde ger?ek, kafadan gelen bir kaygi ?akti: hissetmeden anladigi o kaygi. Tam kenarda y?r?yor o. Bizim oyuncak kenarimizda degil. Ger?eginde.

Biliyorum, dedi Ki.

Git hadi. Lok yeni bir pe?ete a?iyordu bile. Bir sey olursa buradayim. Ben hep buradayim. Ve basini kaldirmadan, daha al?ak, neredeyse ciddi, b?t?n aksam boyunca bir kez oyunsuz: Onu g?zet. B?ylelerini artik yapmiyorlar. Benim laternam gibi.

Ki basini salladi ve kapiya y?r?d?. Esikte d?n?p bakti: Lok pe?etelerinin basinda oturmaya devam ediyordu, tek basina, susan laternanin altinda. Acele etmiyordu, acele etmek istemiyordu da. Ki nedenini biliyordu. Lokun evi buradaki herkesinkinden uzak ve zordu: ?tekiler gibi asagiya degil, yukariya, seksen birinci kata, temiz bilezigin ve temiz koridorlarin oldugu iyi, y?ksek bir kuleye. Insan ne kadar y?ksege ?ikarsa yol o kadar uzar, yola koyulmak da o kadar az gelir i?inden. Asagidakilerin hepsi yarim saatte katlarina dagilirdi. Lok ise uzun uzun yukari ?ikacakti, asans?rden asans?re, hep daha yukari, o dogru d?r?st hayatina. Kiye bazen ?yle gelirdi: Lok K?ste sona kadar, sabaha kadar tam da bu y?zden oturuyordu, asagida olmak ona evde olmaktan kolay geldigi i?in. Yalniz o, se?kinlerin o hirsiz gibi gelenlerinden farkli olarak, bunu d?nyada itiraf etmez, sakaya vurur, kirk birinci teoriye ?evirirdi.

Ki kapiyi itti ve yagmur onu geri aldi.

Lilaya, islak, g?z kirpan, geceyle birlikte tenhalasmis sehrin i?inden y?r?d?, yaklastik?a g?gs?ndeki ?inlama y?kseliyordu. ??nk? oraya, Lilaya, b?t?n g?n i?inde kendini saklamasi gerekmeyen tek yoldan gidiyordu. Yagmur diniyordu. Ileride, viyad?g?n altinda bir isik simdiden ilik ilik parliyordu.

Lila, izin verilen bir duvara ?iziyordu. Kinin onda ilk sevdigi ve ?ok ge? anladigi sey buydu: Lila izin verilene hep dibine kadar sokulurdu, yasak olani ?izebilmek i?in.

Duvar izinliydi, viyad?g?n altinda, riza i?inde ?zg?r ifadeye ayrilmis duvarlardandi. ?st?ne onaylanmis seyler ?izilmesi gerekirdi: yumusak desenler, yesil sarmallar. Lila k?m?r?n? onaylanmisin ?zerinde gezdiriyordu ve sarmallarin altindan bir isaret beliriyordu: Riza halkasinin ?st?nde bir V, sivri ignesiyle halkayi boydan boya deliyordu. Saklanmadan ?iziyordu, tek canli sokak lambasinin isiginda. Parmaklari ikinci bogumuna kadar karaydi. Kizil buklelerini aceleyle, gelisig?zel toplamisti, birka? tutam kurtulmustu. Solgun y?z?nde bir avu? ?il vardi. G?zleri yesildi, ?evikti, i?lerinde hep bir sey yasiyor ve tartisiyordu. Ki karanliktan ?ikti, ?nce o kara parmaklari, sonra b?t?n Lilayi g?rd? ve i?indeki Kammerton  b?t?n aksam K?ste susan laterna i?in sizlamis olan  sizlamayi birakti ve ?inladi.

A, sen misin, dedi Lila, d?nmeden, sesi isinarak.

Iyi ki geldin. Otur, tepemde dikilme.

Ki beton basamaga oturdu ve basiyla Lilanin elini g?sterdi: parmaklarinin arasindaki, duvarda gezdirdigi kara ?ubuk?ugu.

Sen neyle ?iziyorsun b?yle? Ki sahiden anlamiyordu. Yukari sehirde kimse eliyle bir sey ?izmezdi: resim istersen kendiliginden akar gelirdi, duvardan, ekrandan, hazir. Bu kara kirinti ise ger?ek bir iz birakiyordu, kaba, canli. Parmaklari kirletiyordu ve Ki b?yle bir seyle ?izgi ?ekilebildigini hi? g?rmemisti. Nereden buldun bunu?

Lila duvardan ayrilmadan g?ld?.

K?m?r, dedi. Ve biraz sustuktan sonra, daha al?ak, gizemli, anlayacak mi diye yoklar gibi ekledi: Sehrin uzanamadigi yerler var. Iz birakacak seyin h?l? kaldigi yerler. Oraya inmeyi bilmek gerek. Bir kara ?izgi daha ?ekti. Bir g?n bulursan anlarsin.

Igneyi tamamladi, geri ?ekildi.

Neden Kammerton? diye sordu Ki, duvari basiyla g?stererek. Bu kelimeyi ?oktandir i?inde tasiyordu. G?gs?n?n solunda sizlayan ve ?inlayan seye bu adi veriyordu, ama ne anlama geldigini bir kez bile sormamisti. Kammerton nedir peki?

Bu isaret Kammertonun kendisi, dedi Lila, ?izime bakarak. Baskasini g?ren olmadi. Babam derdi: Kammerton bir pusuladir. Her sey yalan s?ylerken, kendi kafan bile yalan s?ylerken, ??nk? onu ayarladilar, onlarin uzanamadigi tek bir yer vardir. Her seye uzanirlar: hafizaya, y?ze, sese. Buna uzanamazlar. Kara parmagini g?gs?n?n soluna, kalbine bastirdi, bir s?re tuttu. Buraya giris onlara yok. Burasi sessiz, bu sessizlikte neyin dogru oldugu duyulur. Uzandi, ayni parmagi Kinin g?gs?ne bastirdi, kara bir nokta birakti.

Senin burasi sesli. Bastan basa a?ik bir tel gibisin, dokununca ugulduyorsun.

Nerede simdi, diye sordu Ki. Baban.

Lila omuz silkti. Omzu, bilmiyorum i?in gerekenden sert oynadi.

Herkesin oldugu yerde. Rizaya gitti. Kulakliklari ?ikardi  tek bir telde iki tane  ve Kinin b?t?n g?n, b?t?n sehir boyunca cebinde tasidigi o siyah tasiyiciya takti. Birini kendi kulagina soktu, ?tekini ona uzatti. Al. Ama sessiz ol. Yasak ya. Ve yasak kelimesinin kulaga nasil geldigine g?ld?, sanki kelimenin kendisi g?l?n?t?.

Kulagina m?zik ?arpti: Yayindan degil, d?zeltilmemis. ?fkeli, yirtik bir gitar, notaya basmayan bir ses, Kinin duydugu b?t?n d?zg?n seylerden g?zel. O m?zik, canli olan. Onu dinlerken uyum i?inde olunamazdi. Omuz omuza oturuyor, tek bir teli paylasiyorlardi ve Ki o aksam ilk kez  b?t?n g?nler i?inde ilk kez  y?z?n? tutmuyordu, ??nk? yaninda, y?z?n ?ikarilabildigi bir insan vardi.

Duyuyor musun? dedi Lila al?ak sesle. Iste bunu aldilar. ?zg?rl?g? bile degil. Bunu. Kimse uguldamasin diye. D?zg?nler uguldamaz. Ona d?nd?, yesil g?zleri, sehirde kimsede olmayan o canli, inat?i isikla yaniyordu. Ki, ben vazge?meyecegim. Alsinlar. Bir kez ?inlamak, ?m?r boyu uyum i?inde susmaktan iyidir.

Ki, aptallik bu, seni tam da b?yle alirlar, daha sessiz olmali, herkes gibi, demek istedi ve demedi, ??nk? bu babasinin s?zleri olurdu, o ise burada tam da babasi olmamak i?in oturuyordu.

?stlerindeki sokak lambasi g?z kirpti.

Yalnizca g?z kirpti: yarim saniyeligine s?nd? ve yeniden yandi, o aksam sehirde her seyin kirpistigi gibi, karincalanarak. Ki fark etmezdi bile. Ama kolundaki Riza ayni saniyede titredi. Yesil, kopup ala d?nd?. Viyad?g?n ?st?ndeki karanlikta soguk, mavi bir nokta uyandi. Bir ikincisi. U?ang?zler. Sessizce al?aldilar, altlarindan d?zg?n, beyaz bir isik d?k?ld?, duvarin, belirmis Kammertonun ?st?ne yatti ve sakin bir kadin sesi  bilezikteki, reklamlardaki, her yerdeki ses  ifadesizce konustu:

Izinsiz ifade. Numune ayarsiz. Seviye: kirmizi. Yerinizde kalin. Sizin iyiliginiz i?in.

Ka?, dedi Lila. Kendine degil. Ona. Ayaga kalkmisti bile, sakin, sanki bunu yillardir bekliyordu. Seni g?rmemeliler. Sen seslisin. Seni onarmazlar, silerler. Ka?, aptal.

G?zetmenler isigin i?inden ?ikti: iki kisi, yumusak gri ?niformali, silahsiz, ??nk? silah kaygi verir. Lilaya, pervazdaki bir ?ocuga yaklasir gibi, kollarini uzatarak, sefkat y?zleriyle y?r?d?ler. Direnme, dedi biri sicak bir sesle. Sana yardim edilecek. Iyi olacaksin. Ki atildi, ikincisi onu belinden yakaladi: ?fkesiz, yumusak ve korkun? bir g??le, bir d?smani degil, bir mali tutar gibi tutarak.

Ve kollarina girilen, beyaz isiga dogru g?t?r?lmekte olan Lila yapabilecegi tek seyi yapti, korkudan degil, inadina: sarki s?ylemeye basladi. Kendi sesiyle. Canli, egri, notaya basmayan sesiyle, bir zamanlar Kinin annesinin, onu toplamalarindan ?nce s?yledigi sesle. Kulakliktaki o ?fkeli sarkiyi s?yledi, y?ksek sesle, o d?zg?n beyaz isigin y?z?ne karsi. Kammertonu  Ki bunu b?t?n varligiyla duyuyordu  ?igligin i?inden ?inliyordu, ?yle ?inliyordu, Kinin kendi g?gs? aciyana kadar karsilik verdi. G?zetmen y?z?n? burusturdu, sesin y?ksekliginden degil, sanki ses, olmamasi gereken bir seye dokunuyordu. Hi?bir yerden gelen ses daha sert yineledi: Seviye kirmizi. N?ks bastirilsin. Bir sey kisa bir islikla ?tt?, sarki bir notanin ortasinda kesildi, Lila gevsedi, onu tasidilar, beyaz isik s?nd?, u?ang?zler y?kseldi. Karanlik ve sessiz oldu. Yalnizca sokak lambasi d?zg?n yaniyordu, hi?bir sey olmamis gibi.

O lambanin isiginda Ki betonun ?st?nde dizlerinin ?st?ndeydi. G?zetmenin onu nasil biraktigini, nasil kalktigini, sonra gece sehrinin i?inden, yola bakmadan eve nasil s?r?klendigini hatirlamiyordu. Kulakliklardan biri kulaginda kalmisti ve i?inden h?l? Lilanin m?zigi geliyordu  o canli, yirtik m?zik , hi?bir sey olmamis gibi ?aliyordu, simdi bir tek ona. Bu y?zden de Lila sanki h?l? yanindaydi, h?l? ses veriyordu, oysa onu ?oktan beyaz isigin i?inde bir yere tasiyorlardi. Y?r?yor, dinliyor ve ?evresinde neredeyse hi?bir sey g?rm?yordu. Elinde, geriye kalani tutuyordu: Lilanin, sarkidan bir an ?nce koparip ayaklarinin dibine attigi kirik Rizasini, yesil g?z? ?atlamis, ?l? bir bilezik. Bir de siyah tasiyiciyi, ondan Lilanin kulagina artik hi?bir sey ?almayacakti, onunkine ise ?aliyordu. Viyad?g?n altindaki duvarda, ayni ?l? yesil g?z? delip ge?en, yarim kalmis Kammerton karariyordu. Sarki. Ceketindeki k?m?r noktasi. Ellerindeki ?l? bilezik. Aglamiyordu. I?indeki Kammerton aglamiyordu, ugulduyordu: al?ak, korkun?, tek bir notada, durduracak kimsesi olmayan, dokunulmus bir tel gibi. Eve nasil vardigini, nasil ?iktigini, kapiyi nasil a?tigini Ki hatirlamiyordu. Kendine geldiginde odasindaydi, karanlikta, odanin ortasinda ayakta, ne kadardir ?yle durdugunu bilmeden. Kulaklik h?l? kulagindaydi ve m?zik h?l? geliyordu, daha kisik, tasiyicinin son nefesiyle. Bir elinde Lilanin yesil g?z? ?atlamis ?l? Rizasini sikiyordu, ?tekinde kendi avucuyla isinmis siyah tasiyiciyi. Isigi yakmadi. Hi?bir sey yapmadi. Hi?bir seye g?c? yoktu, ne d?s?nmeye ne aglamaya. I?inde her sey yanip bitmis, geriye yalnizca ugultu kalmisti.

Ayni saatte, sehrin ?b?r ucunda, hi? kapanmayan K?sten sabaha karsi son kisi ?ikiyordu: Lok. Her zamanki gibi herkesten ?ok o oyalanmisti. ?ikarken cam kubbenin altinda susan pikaba bakti  kimsenin ?alistirmayi bilmedigi laternasina , ona her zaman baktigi gibi bakti. Ne bu geceden haberi vardi, ne Liladan, ne de arkadasinin su anda bombos ve sersemlemis, eve dogru s?r?klendiginden. Yalnizca bakti ve nedense bir saniye daha oyalandi, sanki bu sessizlikte neredeyse bir sey duymustu. Sonra basini silkti, ellerini ceplerine soktu ve evine, yukariya, o uzun yoluna koyuldu. Ki ise oldugu gibi yataga yigildi, ceketiyle, ayakkabilariyla, Lilanin esyalari yumruklarinda, y?z? yastikta. G?gs?nde bir yerde, solda, dokunulmus tel h?l? ugulduyor, ugulduyordu, al?ak, tek bir notada. Ki, bir saniye olsun birakmayan bu ugultunun altinda sonunda d?st?: uykuya degil, insanin artik dayanamadiginda d?st?g? d?ss?z, karanlik bir ?ukura.




B?l?m 5. Sessizlik 1.01 alfa


Ki, yumrugundaki sert sey y?z?nden uyandi.

Nerede oldugunu, neden giyinik, ceketiyle, yorganin ?st?nde yattigini hemen anlamadi. Ilik sabah isigi odada d?zg?n duruyordu, her zamanki gibi. Vantilat?r usulca ugulduyor, odaya yeni g?n?n ?zenli, hesaplanmis havasini veriyordu. Sehir, ayari yerinde bir d?zenek gibi, sessizce ve sasmadan ?alismaya basliyordu. Duvar al?ak sesle yayin yapiyordu: ses, ?gleye dogru havanin a?acagini vaat ediyor, alt seviyelerdeki planli bakim ?alismalari konusunda yumusak?a uyariyor  kisa s?reli teklemeler olabilir, sakin olun, her sey denetim altinda , sonra baska, d?zg?n, ?nemsiz bir seye ge?iyordu. Her sey her zamanki gibiydi. Bu her zamanki gibi y?z?nden bir saniyeligine neredeyse iyi oldu, bos, sanki hi?bir sey olmamisti. Sonra yumrugunu a?ti ve i?indekini g?rd?: Lilanin kirik Rizasi, ?atlamis, bir zamanlar yesil olan, ?l? g?z. Ve d?n olan her sey ?zerine bir anda, b?t?n?yle bosaldi, tipasi ?ekilen su nasil bosalirsa ?yle.

U?ang?zden vuran soguk projekt?r isigi. Bir notanin ortasinda kesilen sarki. Ka?, aptal. Gevsemis bedenini tasiyorlar ve isik s?n?yor. Ki yatiyor, bunun ge?mesini bekliyordu, bir n?betin ge?mesi beklenir gibi. Nefes alinabilecek kadar ?ekildiginde ise acinin ardindan kaygan, neredeyse kurtarici bir d?s?nce kaldi: sahiden olmus muydu? Belki olmamisti. Belki r?yaydi. Olmus olmasini o kadar istemiyordu ki bir saniyeligine neredeyse inanacakti: olmamisti.

Yumrugunda ?l? bir bilezik duruyordu. Olmustu.

Bir sey daha vardi. Bilezik ?l?yd?: ?atlamis, s?nm?s, b?ylesinin hi?bir sey yapmamasi gerekirdi. Ama Ki ona bakarken bilezik birden titredi ve g?z kirpti. Zayif, zorlanarak, son g?c?yle. Art arda ?? kisa parilti. Sonra ?? uzunca. Sonra yine ?? kisa. Ve s?nd?, yeniden ?l?, karanlik bir sey oldu. Ki inanamadan g?zlerini kirpistirdi. Bekledi. Bilezik susuyordu. Ona ?yle gelmisti herhalde. Kirik bir seyin i?inde kisa devre olmus, bir sey segirmis ve durmustu, baska ne olabilirdi. Bilezigi yumrugunda sikti.

Kalkti. Y?z?n? yikadi. Y?z?n? kurularken sunu fark etti: kendi bilegindeki Riza d?zg?n, sakin bir yesille yaniyordu. Yalnizca yesil. Ki ona bakarak donup kaldi. Bu sey onda hi? b?yle durmazdi: bilezik hep segirir, sariya, turuncuya kayar, kendi sinirli hayatini yasardi, ne onunla uyusurdu ne kurallarla. Babasi ?oktandir s?ylenirdi: bunu bir kontrole g?t?rmeli, b?yle bir ton hi?bir ?l??ye sigmaz. Bug?n ise d?zg?n, temiz, yesildi, herkesinki gibi. Sanki gece biri onu ayarlamisti. Ki, bir sey degisirmis gibi kolunu salladi. Yesil yerinde duruyordu. Tuhaf. Ama bunu d?s?necek g?c? yoktu, kahvaltiya gitti.

Sofrada her sey her zamanki gibiydi. Babasi hologramini g?zden ge?irerek ?igniyordu. Annesi yemegi isitmisti. K???k Eli ?atallari sayiyordu. Duvarda sabah Yayini vardi: hafif, p?r?zs?z, istah a?sin diye.

simdi de sehir haberleri, diyordu duvar hos bir sesle. D?n alt sekt?rde riza koruma g??lerince bir olay ?nlendi: kamusal alanda izinsiz ifadede bulunan, resit olmayan bir kiz g?zaltina alindi. Zarar g?ren olmadi. Ortam yeniden d?zene sokuldu. Hizli m?dahaleleri i?in G?zetmenlere tesekk?r ederiz.

Ve g?r?nt?ler. Kisa, p?r?zs?z: viyad?g?n altindaki o tanidik duvar, yarim kalmis Kammerton, G?zetmenler, beyaz isik. Lilayi kadrajdan ?ikariyorlar.

Kinin nefesi kesildi. ??nk? bu g?r?nt?lere bakiyor ve duvari g?r?yordu, G?zetmenleri g?r?yordu, Lilayi g?r?yordu. Kendini ise g?rm?yordu. O orada yoktu. O sahnede duruyordu, iki adim ?tede, omuzlarindan tutuyorlardi. Kadrajda ise yoktu, sanki kesip ?ikarmislardi, sanki hi? durmamisti. Kamera onun durdugu yerden ge?misti, o ise orada yoktu. Sirtindan bir ?rperti ge?ti, ardindan da o kaygan d?s?nce, bu sabah artik alistigi d?s?nce: belki sahiden olmamisti? belki o orada hi? yoktu? G?zlerini yumdu. A?ti. G?r?nt?ler degismisti bile.

Rezalet, dedi babasi hologramina, basini kaldirmadan. ?ocugu bu h?le getirmisler. Anasi babasi g?zden ka?irmis.

Ki, kendi agzindan bir seyin ka?maya basladigini duydu, al?ak sesle, tutamadan:

Onun babasi da zaten

Demek istedigi suydu: onun babasi da Rizaya gitmisti, Kinin ?oktan, kulak ucuyla, fisiltiyla duydugu gibi, ?ikarilanlardandi. Demek istedi ve yari yolda sustu, s?z?n onu nereye g?t?rd?g?nden kendi de korkmustu. B?z?ld?: iste simdi. Simdi bilezik segirecek, annesi korkacak, babasi kaslarini ?atacak. Ama hi?bir sey segirmedi. Kolundaki bilezik d?zg?n yesil kaldi, sanki Ki tuzu uzat demisti. Kimse basini bile kaldirmadi. S?zler sessizlige d?st? ve kayboldu, sanki hi? s?ylenmemislerdi, sanki kendisi de, o g?r?nt?lerdeki gibi, burada biraz yoktu.

Duvar ise ?oktan neseli bir tona ge?misti ve reklam akmaya basladi, yumusak y?zler, sicak isik:

Kaygi bulasicidir. Bir yakininizin ??k?s?n? beklemeyin. Yakinlarinizi Ayara kaydettirin, kendileri kaydolmadan ?nce. Sefkat evde baslar.

Eli, ?atallardan basini kaldirmadan, duvarin ardindan ezgiyle tekrarladi:

Sef-kat ev-de bas-lar.

Ve iste o anda babasi canlandi. Ama reklam y?z?nden degil, Kinin s?zleri y?z?nden de degil: meger b?t?n bu s?re boyunca g?z ucuyla oglunun bilegini g?zetiyormus, yillardir g?zettigi gibi, sessiz bir sikintiyla, o bildik sari arizayi g?rmeyi bekleyerek. Yesili g?rd?. D?zg?n, temiz, yerinde duran yesili.

Ki. Babasi o sabah ilk kez ona dogrudan bakti, g?zlerinde neredeyse duygulanmis bir sey vardi. Tonun d?zelmis. Bak hele. D?zg?n. ?atalini birakti. Ben de seni kontrole kaydettirmeyi d?s?n?yordum. Bir s?re sustu ve her zamankinden daha sicak, adayi anlatirkenki o ender sesiyle konustu: Sana tesekk?r ederim. G?r?yorum: kendine ?ekid?zen verdin. Bizim i?in. Gezi i?in. D?rd?m?z de yesilde olursak bizi geziye alirlar, bak s?yl?yorum. Aferin oglum. Sonunda neyin ne oldugunu anladin.

Ki babasina, onun minnettar, gen?lesmis y?z?ne bakiyor ve ne diyecegini bilmiyordu. Babasi seviniyordu. I?tenlikle, hararetle, oglunun sonunda herkes gibi olmasina. Ki ise hi?bir sey yapmamisti. Tonunu d?zeltmemisti. Neden yesil oldugunu hi? anlamiyordu. Yapmadigi bir sey i?in edilen bu tesekk?r i?ini iyice bulandirdi, kendisinin s?ylemedigi, kendiliginden s?ylenmis bir yalan gibi.

Hi hi, diye zorla ?ikardi sesini. Anladim.

B?t?n g?n bu d?s?nce pesinden y?r?d?: ya dogruysa? Ya sahiden herkes gibi olduysa, farkina varmadan d?zeldiyse, d?zg?n, ?l?, yesil olduysa ve yakinda ?atal sayip duvarin ardindan tekrarlayacaksa? Neden yesil? Neden kadrajdan silinmis? Ona ne oluyor?

D?s?nmemek i?in evden ?ikti ve y?r?rken d?s?nd?. Sehir kendi d?zg?n sabah hayatini yasiyordu. Ki onun i?inden y?r?yor ve ilk kez sehre degil, sehirdeki insanlara bakiyordu. Eskiden pek dikkat etmezdi. Simdi dikkat ediyor ve g?r?yordu: hepsi d?zg?n. ?zg?n degil, neseli degil: d?zg?n. Karsidaki kayikta bir kadin ?ocugunu g?t?r?yordu. ?ocuk susuyor, kadin susuyordu ve ikisi de ayni sakin, hi?bir seye benzemeyen y?zle dosdogru ?nlerine bakiyordu. Meydanda iki kisi konusuyordu, tartismiyor, g?lm?yor, yalnizca s?z alip veriyorlardi, esya uzatir gibi. Kanalin kiyisinda bir ihtiyar baliklari besliyordu, onun y?z?nde bile ayni d?zg?n hi?lik vardi. Hepsi yesil. Hepsi uyum i?inde. Ki, kolundaki o anlasilmaz yesil isikla aralarinda y?r?yor ve d?s?n?yordu: iste, artik ben de b?yleyim. Disaridan b?yle. Yesil, d?zg?n, onlar gibi. Bu d?s?nce i?ini, d?n gecenin b?t?n projekt?rlerinden daha ?ok ?s?tt?.

Meydanin ?st?ndeki b?y?k ekranda ise h?l? ayni reklam d?n?yordu  yumusak y?zler, sicak isik  ve ses bir kez daha, herkes i?in, evde baslayan sefkati tatli tatli tekrarliyordu.

Tasiyiciyi d?s?n?yordu. Evde, ?ekmecede, esyalarin altinda duruyordu: Lilanin tasiyicisi, Lilanin m?zigiyle. Ki onu d?s?nd?k?e i?ini bir sey daha ?ok kemiriyordu: orada yalnizca m?zik mi vardi? Tasiyici yalnizca sarki degildi, i?ine bir sey saklanabilen, yazilabilen, birakilabilen bir seydi. Ya orada, m?zigin ardinda baska bir sey daha varsa, Liladan, ona, bile bile birakilmis? Bu d?s?nce yerlesti ve birakmadi. Ama sinayamiyordu: dinlemesine dinliyordu, kulaklikla, Lilayla dinledikleri gibi, dogrudan tasiyiciya takarak, ama i?ine bakmak, a?mak, m?zikten baska ne oldugunu g?rmek i?in ekrana baglamak olmuyordu. Tasiyicinin eski, tanimadigi bir girisi vardi, Kide ona uyan hi?bir sey yoktu. Bu d?s?nceyi evirip ?eviriyor ve ne yapacagini bilmiyordu.

Lokla ertesi g?n bulustu, ellinci kademede, kanallarin en g?zel oldugu, parkli genis bir meydanin bulundugu yerde. Sik sik orada bulusurlardi, Kinin asagisiyla Lokun yukarisi arasindaki yolun ortasinda. Suyun kiyisinda oturdular. Ki ?evresine bakindiktan sonra tasiyiciyi ?ikardi, elinden birakmadan g?sterdi.

Dinle. Bunun girisi eski bir sey. Ekrana baglamam lazim, baglayacak bir seyim yok. B?yle seyler neyle takilir, bilir misin?

Lok aldi, evirip ?evirdi, g?zlerine yaklastirdi, ciddilesti. Demir par?alarinin karsisinda hep ciddilesirdi, saka yapmadigi tek sey buydu.

Oo. Antika bu. Sana bir adapt?r lazim, eski girise g?re. Burnunu kasidi. Dur, bizim evde bir tane s?r?n?yor aslinda. Peder bir zamanlar eski p?sk? bir seylerin arasindan getirmisti, atmaya bir t?rl? eli varmadi. ?ekmecede ??p gibi duruyor, ne oldugunu bilen yok. Ben biliyorum, ben her seyi bilirim. Tasiyiciyi geri verdi. Getiririm. Yarin, yine burada.

Bir gece ge?ti. Ki yatiyor, bir elinde Lilanin ?l? bilezigini tutuyor, kendi Rizasinin yesil isigina bakiyordu, d?zg?n, yabanci bir isik. Ne kendini anliyordu ne isigi. Elindeki bilezik ise yine. Karanlikta titredi, g?z kirpti. ?? kisa. ?? uzun. ?? kisa. Ve karanlik. Ki dogruldu, bakti. Bekledi. Bir s?re sonra yine, ayni desen, tipatip aynisi: kisa-kisa-kisa, uzun-uzun-uzun, kisa-kisa-kisa. Rastgele bir ariza degil, bir tekrar. Ariza olamayacak kadar d?zg?n, fazlasiyla ayni. Bu bir desendi. Bir nakis. Biri bu pariltilari bile bile siraya dizmis ve d?nd?r?p duruyordu. Demek bir anlami vardi, demek bu bir sifreydi: isiga sikistirilmis bir haber, birinin inatla, tekrar tekrar, avucundaki ?l? seyin i?inden yolladigi bir haber. Ki tekrarlanan pariltilara bakiyordu, kaburgalarinin altinda, solda, ugultu g??leniyordu. Bunu okumayi bilmiyordu. Ama asil olani anliyordu: bu bir ariza degildi. Bu bir ?agriydi. Biri ?agiriyordu; Ki ise nereye, ne i?in ?agrildigini anlamiyordu ve bu dayanilmazdi.

Ertesi g?n, suyun kiyisindaki ayni yerde, Lok avucuna k???k bir sey sikistirdi: yipranmis bir adapt?r ?ubugu, hafif, sahipsiz.

Al. ?alisiyordur herhalde. Hi? kimse bir yere takmadi, ama bu o, eminim. Ve bir s?re sustuktan sonra, hi? saka yapmadan, al?ak sesle, suya bakarak: Ki. Yalniz kendi ekranina takma. Sehre bagli olana. Sehir agina taktigin her sey g?r?r. Anliyor musun? Bakmak istersen k?r bir ekran bul, baglantisi kesilmis bir tane. Basin agrimaz.

Ki basini salladi. Bir sey demedi. ??nk? biliyordu: k?r bir ekrani yoktu, beklemeye, aramaya, uzatmaya da artik g?c? yetmiyordu. Evde geceyi bekledi.

Annesi odasina kapiyi ?almadan girdi. Seyrek girerdi. Kapida durdu, sabahligiyla, toplanmis y?z?yle. Ki bilezigi yorganin altina sakladi, ge? kalmisti, annesi g?rm?st?. Ama bilezik i?in bir sey s?ylemedi. Onun yanindan bir yere bakarak konustu:

Uyumadigini duydum. Bir es. Geceleri tonun

Tonum d?zg?n, anne, dedi Ki al?ak sesle. Babam s?yledi ya. Yesil.

G?nd?z, dedi annesi. Ve duraladi, sanki bunu s?yledigine kendi de sasmisti. Ki, annesinin bilegindeki Rizanin yesilden sariya ve geri titredigini, annesinin bunu hissedip s?z?n? d?zg?nce bitirmeye acele ettigini g?rd?: D?zey al. I?in rahat eder.

Senin i?in rahat mi, anne? diye sordu Ki. Meydan okumadan. Sahiden?

Annesi, bir cevabin s?rd?g?nden daha uzun sustu. Toplanmis y?z?n altinda, bilekteki sari kivilcimin altinda bir yerde biri yine pencereye yaklasti. Ki bunu g?rd?, annesinin, kendine ?oktandir izin vermedigi bir seyi s?ylemeyi ne kadar istedigini g?rd?. Annesi s?ylemedi. Pencere kapandi. Yorganini d?zeltti, k???k bir ?ocugunkini d?zeltir gibi. Bu eski, ger?ek hareket Kinin bogazini d?g?mledi.

Uyum i?inde uyu, dedi ve ?ikti.

Ve bir zamanlar adada canli, falsolu bir sarki s?ylemis olan o sesle s?ylenen bu uyum i?inde uyuda ?yle ?ok d?k?lmemis sey vardi, Ki anladi: bitti. Artik b?yle olmaz. Uyanmak, ?esni yemek, baskasinin yesiliyle isimak, annesinin kendi i?indeki pencereyi kilitleyisini seyretmek ve yarin yine aynisi: olmaz. Bu hayat degil. Bu d?zg?n, ?zenle toplanmis bir ?l?m.

Evde her seyin susmasini bekledi. ?ekmeceyi ?ekti. Tasiyiciyi, Lokun adapt?r?n? ?ikardi. Ve ekranini ?n?ne ?ekti, siradan, bu evdeki her sey gibi sehre bagli olan ekranini.

Adapt?r? tutuyor ve Lokun s?yledigini d?s?n?yordu. Taktigin her sey g?r?r. Takarsin ve orada bir yerde, o demir sessizlikte bir sey g?z kirpar, kaydeder, aklinda tutar: iste o, uyum i?inde olmayan ?ocuk, iste adi, iste evi. Kendini tehlikeye atiyordu: a?iga ?ikmak, fark edilmek, kaydedilmek, G?zetmenlerin i?inden ?ikip geldigi bir listeye yazilmak tehlikesine. Bunu hi? olmadigi kadar a?ik anliyordu. Yine de adapt?r? tasiyiciya, tasiyiciyi da adapt?rle kendi ekranina, sehre bagli, her seyi g?ren ekranina takiyordu, ??nk? baska t?rl?s? olmazdi, ??nk? onu durduracak Lila artik yoktu, ??nk? kaburgalarinin altinda, solda bir sey ugulduyor ve ileri s?r?yordu. Bu ugultu korkudan g??l?yd?.

Ekran canlandi. M?zik yerli yerindeydi, hepsi canliydi. En altta ise, sarkilarin ardinda bir dosya saklaniyordu. Bildiklerinden degildi, uzun, tuhaf, burali olmayan bir bi?imde kurulmus bir adi vardi. Ki a?ti.

Ve neye baktigini hemen anlamadi.

Ekran kipirdamiyordu. Kinin b?y?d?g? d?nyada g?r?nt? hep yasardi: akar, kirpisir, degisir, nefes alirdi, Yayin gibi, ?evredeki her sey gibi. Resim bir irmakti, durdurulamazdi. Bu ise duruyordu. Donmustu. Sanki biri Yayini bogazindan yakalamis, tutuyordu, o da tek bir karede kalakalmis, ilerlemiyordu. Ki, takildi sanarak ekrana dokundu bile. Takilmamisti. Resim yalnizca duruyor, hi?bir yere akmaya niyetlenmiyordu.

Birka? taneydi bu duran resimler, Ki onlarin ?evrilebildigini hemen anlamadi. Her biri d?nyanin bir par?asiydi, yakalanmis ve sonsuza dek durdurulmus. Karanlik bir bulvar, topragin dibindeki o bosalmis bulvarlardan biri. Bir duvar. ?st?nde eski bir isaret olan bir k?se. Merdivenin altinda pasli bir kapi. Asagiya, karanliga inen bir yangin merdiveni. Biri bir zamanlar bu yoldan ge?mis ve onu adim adim, kare kare durdurmustu, bir baskasi ardindan ge?ebilsin diye. Ki gecenin bu donmus par?alarina bakiyor ve yavas yavas anliyordu: bunlar resim degildi. Bu bir yoldu. ?ekilmis, durdurulmus, adimlara b?l?nm?s bir yol, oraya, asagiya. Ilk resmin ?st?nde ise dosyanin adi duruyordu, a?tigi o uzun ad. Yalniz Ki onu simdi kelime kelime okudu:

Cam g?k ?atladi mi? ?atlagi i?eriden ara.

Donmus kareleri ?evirdi  bulvar, duvar, kapi, inis  ve bunlarin nereye g?t?rd?g?n? tanidi: asagiya, d?zg?n yesil sehrin altina, topragin dibindeki o ?l? alt bulvarlara. Orada, dediklerine g?re, h?l? uyum i?inde olmayan birileri ugulduyormus. Bu bir yoldu. Duran resimlere ?ekilmis bir yol, bu d?nyada b?yle resimler olmazdi. Bu y?zden de daha ger?ekti.

Sessizlikin oldugu yere.

Ki satira bakiyordu, i?indeki Kammerton h?l? ugulduyordu ve bu ugultu ilk kez yalnizca aci degildi. Ayni zamanda bir y?nd?.

O gece gitmedi. Ekrani kapatti, tasiyiciyi ve adapt?r? sakladi, yatti. Ama karanlik artik baskaydi: dipsiz bir ?ukur degil, yarin ?zerinden adim atilacak bir kenar. Yatiyor, bilegindeki d?zg?n yesil isiga bakiyordu  yabanci, anlasilmaz, kimin neden hediye ettigi bilinmeyen isiga  ve gidecegini biliyordu. Karar ?oktan verilmisti, akilla degil, g?gs?ndeki o yerle, duymamayi beceremedigi yerle. Geriye sabahi beklemek kaliyordu.

Kisi b?yle bitti.




  .


   .

   ,     (https://www.litres.ru/book/dani-gubai-34091989/voxzero-kammerton-birinci-kitap-74596889/)  .

      Visa, MasterCard, Maestro,    ,   ,     ,  PayPal, WebMoney, ., QIWI ,       .


